DHA YURT BÜLTENİ 18

Termik santralde kömür sevk kanalı çöktü: 1 ölü, 10 yaralı, 1 mahsur (7)
BİR KİŞİNİN CESEDİNE ULAŞILDI

Muğla'nın Yatağan ilçesindeki termik santralde kömür sevk kanalının çökmesi sonucu demirlerin altında kalan 2 işçi için sürdürülen arama kurtarma çalışmalarına  İzmir'den getirilen kokuya duyarlı kadavra köpekleri de katıldı. Yapılan aramalarda köpeklerin koku aldığı bölgede bir işçinin cansız bedenine ulaştı. Mahsur kalan 1 işçiye ulaşılması için çalışmalar sürdürülüyor.

Termik santralde kömür sevk kanalının çökmesi sonucu yaralı kurtarılan 10 işçiden 5'i tedavilerinin ardından taburcu edilirken, 5 işçinin tedavisi ise sürdükrülüyor. 1 işçinin yaşamını yitirdiği olayla ilgili halen enkaz altında kalan 1 işçi için arama kurtarma çalışmaları sürdürülüyor.

Haber: Cavit AKGÜN/YATAĞAN (Muğla), ()

=============================================

ALPEREN'İN SERVİSTE ÖLÜMÜ DAVASINDA KARAR ÇIKTI (1)
 
İZMİR'in Çiğli ilçesinde, kreş servisinde unutulan Alperen Sakin'in (3) ölümüne neden olmakla suçlanan ve olayın ardından tutuklanan servis şoförü Taner İ. ile eşi okul sahibi Yurdagül İ.'nin de aralarında bulunduğu, 2'si tutuklu 6 sanığın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme Taner İ. ve D.K.'ye 9 yıl, Yurdagül İ., A.S. ve B.K.'ye 5 yıl, A.G.'ye 6 yıl hapis cezası verdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ (ARŞİV)
------------------------------
- Baba Serkan Sakin ile röp.
- Taziyeye gelenlerden görüntü
- Evden görüntü
- Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: İZMİR ()

=============================================

Alperen'in serviste ölümü davasında karar çıktı (2)
SANIKLAR 9 İLE 5 YIL ARASINDA CEZA ALDI

İZMİR'in Çiğli ilçesinde, kreş servisinde unutulan Alperen Sakin'in (3) ölümüne neden olmakla suçlanan ve olayın ardından tutuklanan servis şoförü Taner İşgören ile eşi okul sahibi Yurdagül İşgören'in de aralarında bulunduğu, 2'si tutuklu 6 sanığın yargılandığı davada karar çıktı. Mahkeme Taner İşgören ve D.K.'ya 9 yıl, Yurdagül İşgören, Ahmet Somun ve Bekir Gül'e 5'er yıl, Arzu Gülmez'e ise 6 yıl hapis cezası verdi.

Çiğli'nin Köyiçi Mahallesi'nde, 15 Ağustos 2017 tarihinde meydana gelen olayda, Buket- Serkan Sakin çiftinin oğulları Alperen, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı Çiğli Özel Sevgi Yumağı Anaokulu'na götürülmek üzere servis sürücüsü Taner İşgören (47) ile rehber personel D.K.'ya (17) teslim edildi. Öğrenciler indirildiği sırada D.K., ağlayan bir öğrenciyi alarak, okula girdi. Serviste uyuyan Alperen'i fark etmeyen sürücü, aracı okulun yanında bulunan ve otopark olarak kullanılan boş arsaya çekti. Alperen'in kreşte olmadığını saatler sonra fark eden öğretmenler ile görevliler, okul ve bahçesini aramaya başladı. Aramadan sonuç alınamayınca, okulun güvenlik kamerası kayıtları incelendi ve Alperen'in okula girmediği görüldü.

Bunun üzerine okul servisine bakan görevliler, minik Alperen'in, sabah oturduğu koltukta cansız bedenini buldu. Okul yöneticileri, polise verdikleri ilk ifadelerinde gerçeği saklayarak, Alperen'in uyku saatinde uyutulduğunu ve bir daha uyanmaması üzerine hastaneye götürüldüğünü söyledi. Bu durumdan şüphelenen polis, bir görevlinin ifadesinden yola çıkarak, olayı aydınlattı. Alperen'in kreş servisinde unutulduğu için öldüğü ortaya çıkarıldı. Soruşturma kapsamında, servis sürücüsü Taner İşgören ile eşi okul işletmecisi Yurdagül İşgören, tutuklandı. Kamuoyunun tepkisine neden olan olayın ardından Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan iddianamede, tutuklu sanıklar servis sürücüsü Taner İşgören ile eşi Yurdagül İşgören, tutuksuz sanıklardan servis görevlisi D.K. ve sorumlu müdür Bekir Gül hakkında 'bilinçli taksirle ölüme neden olmak' ile 'suç delillerini yok etmek' suçlarından toplam 14'er yıl hapis cezası istendi. Öğretmen Arzu Gülmez hakkında, 'taksirle ölüme sebebiyet vermek'ten 6 yıla kadar hapis cezası, okul çalışanı Ahmet somun hakkında ise 'suç delillerini yok etmek'ten 5 yıla kadara hapis cezası talep edildi.

'OĞLUMU EMANET ETTİĞİM KİŞİLERDEN KORUYAMADIM'

Duruşma öncesi açıklama yapan Alperen’in annesi Buket Sakin, "Ben oğlumu koruyamadım. Nasıl ki Ceylin’in annesi Eylül’ün annesi, yavrularını koruyamadıysa ben de koruyamadım. Ki ben oğlumla parklarda oynarken bir adım arkasında düşerse diyen duran bir anne. Ama ben oğlumu emanet ettiğim kişilerden koruyamadım. Alınacak karar emsal olarak hayatımıza girecek. Bundan sonrada benzer davalarda önemli bir etkisi olacaktır" diye konuştu.

'OĞLUM HAKİMİN SOL YANINDA OLACAK'

Oğlunun geçtiğimiz 6 Temmuz’da doğum günü olduğunu ve yaşasaydı 4 yaşına gireceğini gözyaşları içinde anlatan anne Sakin, "Oğlum yaşasaydı 4 yaşında olacaktı. Yaşıtları gibi emziğini bırakacaktı. Doğum gününde mumları üfleyecekti. Kocaman gözleri mutluluktan büyüyecekti. Mumları üfleyemedi. Biz oğlumdan sonra doğum günü kutlayamıyoruz. Bugün çıkacak vicdani kararla bizim evde de o mumlar yanacak. Bugün oyun arkadaşları da burada. Unutmayalım ki o bir melek oyun arkadaşlarının oyunlarına katılamasa da o bizim yanımızda. O sol yanımda. Benim sol yanımı çok severdi. Sol yanımda uyur, sol yanımı tutar. Biraz sona mahkeme salonunda da koca adam hakimin de sol yanında olacak" ifadelerini kullandı.

Karşıyaka 2'nci Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davanın duruşmasına, minik Alperen'in babası Serkan Sakin ile annesi Buket Sakin, tutuklu sanıklar Yurdagül- Taner İşgören çifti , tutuksuz sanıklar D.K. katılırken, sorumlu müdür Bekir Gül ve Arzu Gülmez gelmedi. Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın avukatı Müjgan Bilgen Özen ve tarafların avukatları da hazır bulundu. Duruşmada Sakin ailesinin avukatı Şenol Diş sanıkların emniyette verdiği ilk ifadelerinden bölümler okuyup, minik Alperen'in servis içinde değil, okul içinde öldürüldüğünü iddia etti. Bununla ilgili Alperen'in otopsi raporunu okuyan Diş, "Raporda 'Alperen'in başının sağ tarafında deri altında 1 santimlik kanama olduğu, beyinde ve ciğerlerinde ödem gözlemlendiği, midesinin boş olduğu gözlemlenmiştir' deniyor. Buda sanık Arzu'nun ifadesini yalanlar niteliktedir" dedi.

Sakin ailesinin Avukatı Şenol Diş, duruşmaya gelmeyen tutuksuz sanık Ahmet somun'un duruşmaya getirilerek dinlenmesini talebinde bulundu. Avukat Diş, ayrıca olaydan sonra servis koltuğunda ve Alperen'in okul içindeki yatağında vücut izi çalışmasının yapılmamasının ihmal olduğunu öne sürdü. Olayda birçok gerçeğin Alperen'in ölümünden sonra ortaya çıktığını söyleyen Diş, okula giden öğrenci ailelerinin verdiği okulda işkence yapıldığı yönündeki ifadelerin dikkate alınmadığını belirterek, "Bu sebeple Alperen'in yaz sıcağında ceza vermek suretiyle okulda bir odaya kapatıldığı, olası kast ile Alperen'in öldüğü düşünüyoruz" dedi.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın Avukatı Müjgan Bilgen Özen ise suçun işleniş bakımından dolayı davanın ağır ceza mahkemesinde görülmesini talep etti.

"OĞLUMUN YAŞAM HAKKI ELİNDEN ALINDI"

Baba Serkan Sakin ise sanıklara en yüksek cezanın verilmesini isteyerek "Benim çocuğumun yaşam hakkı elinden alınmıştır. Biz yurtdışında yaşayan gurbetçi bir aileyiz. Çocuğumu kreşe vermeye karar verdiğimizde birçok kreş gezdim. Bu anaokulunda çocuğumun 3 yaş altında olmasının sorun olmadığını söylediler. Bu konuda biz kandırıldık. Biz çocuğumuzun derdindeyken, mal derdine düşen sanıklara indirim yapılmadan en yüksek cezanın verilmesini istiyorum. Benim çocuğumun yaşam hakkı istismar edilmiştir. İstismar sadece cinsellikle olmaz" dedi. 

Anne Buket Sakin ise Alperen'in serviste öldüğüne inanmadığını söyleyerek, "Oğlumun serviste öldüğüne inanmıyorum. O gün 10 çocuk servisteyken D.K.'nin Alperen'i orada unutacağına ihtimal vermiyorum. Ben bu olayda birçok şeyin gizlendiğini düşünüyorum. O yüzden kamera kayıtlarının ortaya çıkarılmasını istiyorum" dedi. 

Sanık avukatları da müvekkillerinin beraat ve tahliyesini talep etti. 

Son savunmasını yapan sanık Taner İşgören "Olaydan dolayı çok üzgünüm. 11 aydır tutukluyum. Bilirkişi raporunda asli kusurlu olanlar tutuksuzken, ben tutukluyum. Ortada bir unutma eylemi var. Beraatımı ve tahliyemi talep ediyoru" dedi. 

Duruşmada ağlayarak son sözü sorulan Yurdagül İşgören ise eşinin söylediklerine katıldığını söyleyerek, "Ben çok üzgünüm. Velilerimiz gayet memnunmuş ki o kadar öğrenci kitlesine sahip olmuşuz. Kış döneminde hiçbir zaman sorun yaşamadan atlattık. Ama yaz döneminde böyle bir olay başımıza geldi. Ben kazaya ve kadere inanıyorum" dedi. Diğer sanık D.K. ise beraat talebinde bulundu.

Aranın ardından mahkeme, Taner İşgören ve D.K.'ye bilinçli taksirle ölüme sebebiyet vermekten 9 yıl hapis cezası verdi. Yurdagül İşgören, Bekir Gül ve taksirle ölüme sebebiyet vermekten 5 yıl, Arzu Gülmez taksirin ağırlığı göz önüne alınarak 6 yıl, Ahmet Somun ise delilleri karartmaktan 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Taner İşgören ve Yurdagül İşgören'in tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

BABA SAKİN: SANIKLAR GEREKEN CEZAYI ALMADI

Duruşma sonrası açıklama yapan baba Serkan Sakin, "Sanıklar gereken cezayı almadı. Biz istinafa başvuracağız. Bu işin peşini bırakmayacağız" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-------------------------------
- Anne Buket Sakin açıklama
- Genel ve detay görüntü 

Haber: Mehmet CANDAN- Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR, ()

================================================

6 GÜNDÜR KAYIP OLAN PİDE USTASININ CANSIZ BEDENİ İPE ASILI BULUNDU

KOCAELİ'nin Gölcük ilçesinde, 6 gündür kayıp olan pide ustası Ömer Ankara'nın (26), bağ evinin önündeki çardakta ipe asılı cesedi bulundu.

Gölcük'te en son cuma namazı çıkışında görülen pide ustası Ömer Ankara'dan bir daha haber alınamadı. Hüseyin T. bugün öğleden sonra, Gölcük Yukarı Değirmendere Mahallesi Çifte Selvi mevkiinde bulunan bağ evine gittiğinde çardakta asılı bir kişiyi görünce jandarmaya haber verdi. Olay yerine gelen jandarma ekibi, ölen kişinin 6 gündür kayıp olan Ömer Ankara olduğunu belirledi. Ömer Ankara'nın kaybolduğu gün öldüğü tahmin edilirken, olay yerinde yapılan incelemenin ardından ceset morga kaldırıldı. Ömer Ankara'nın ölümüyle ilgili soruşturma başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-------------------------------
-Olay yeri inceleme ekibinin çalışması
-Cesedin cenaze arabasına bindirilmesi
-Olay yerinden detay görüntüler
-Detaylar

HABER: Soner GÜLEZER-KAMERA: Alişan KOYUNCU/GÖLCÜK(Kocaeli),()

============================================

DEAŞ'LI PRAKASH’IN AVUSTRALYA’YA İADE TALEBİ REDDEDİLDİ
 
ABD'nin terör listesinde de bulunan DEAŞ terör örgütünün sözde üst düzey yöneticisi Avustralya uyruklu Neil Christopher Prakash’ın Avustralya’ya iadesine ilişkin talep reddedildi.

Kilis’te, 24 Ekim 2016 tarihinde İnanlı köyü Suriye sınır hattından kaçak yollarla Türkiye'ye geçmek üzereyken bir grup arkadaşıyla beraber sınır devriyeleri tarafından yakalanan Avustralya uyruklu Neil Christopher Prakash, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak Gaziantep H Tipi Cezaevi'ne gönderildi. Prakash, terör örgütüne üye olmak suçu ile ilgili ülkesine iade edilmesi yönündeki yargılandığı davayla ilgili Kilis Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya Sesli Görüntülü Kayıt ve Video Konferans Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Avustralya Ankara Büyükelçiliği yetkilileri ve Avustralyalı gazetecilerin de takip ettiği duruşmada Cumhuriyet Savcısı, DEAŞ’lı sanığın Avustralya’ya iadesine karar verilmesini talep etti.

Mahkeme heyetinin savcının bu talebini sorması üzerine sanık Prakash, "Yukarıda Allah her şeyi görüyor, siz benim hakkımda hüküm veremezsiniz, Allah hüküm verir, ben suçsuzum" karşılığını verdi. Mahkeme heyeti, kısa bir aranın ardından Prakash’in Avustralya’ya iadesi yönündeki talebin reddine ve başka suçtan dosyası yoksa tahliyesine karar verdi. Prakash'ın avukatı Mehmet Alper Ünver, duruşma çıkışında yaptığı açıklamada, "Muhtemelen mahkeme heyeti neden iade etmediğini gerekçeli kararda yazacaktır. Neil Christopher Prakash’ın Avustralya makamlarının iade talebinin reddine karar verdi" dedi.

Neil Christopher Prakash’ın daha önceki duruşmalarda Avustralya’ya iade edilmek istemediğini, eğer bir ülkeye iade edilecekse, Müslüman bir ülkeye iade edilmek istediğini ifade etmişti.

Prakash’ın yargılandığı terör örgütü üyeliğine ilişkin dava kapsamında ise, tutukluluk hali devam ediyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------------------------
- Adliyeden görüntü
- Avukatının konuşması
- Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Reşit ÇELEBİOĞLU-KİLİS-)

============================================

KANSER HASTASI MELİKE'NİN ÖLÜMÜNE SORUŞTURMA

BURSA'da, Melike Bütün'ün (21), kanser tedavisi gördüğü hastanede kemoterapi seansı sırasında yüksek dozda ilaç verilmesi sonucu yaşamını yitirdiği iddia edildi. Başsavcılık, Bütün'ün ölümüyle ilgili soruşturma, hastane yönetimi de inceleme başlattı.

Yıldırım ilçesindeki Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaklaşık 1 yıldır 'lenfoma' tanısı ile tedavi gören Melike Bütün, 12 Temmuz günü hastanedeki kemoterapi seansı sırasında rahatsızlandı. Aynı hastanede yoğun bakım ünitesinde tedaviye alınan Bütün, dün akşam doğum gününden 1 gün sonra yaşamını yitirdi. Aile, kızlarının kemoterapi seansı sırasında yüksek dozda ilaç verilmesi sonucu öldüğünü iddia ederek şikayette bulundu. Teyze Sema Çelik, "Melike kemoterapi sırasında rahatsızlandı. Karnı şişti ve morarmıştı. Melike ilk gün şikayetçi değildi, sonra bana, 'Teyze burada 3 gün yaşadıklarımın hesabını sorun' dedi. Biz Melike'nin adına şikayetçiyiz" dedi.

BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı, Melike Bütün'ün ölümüyle ilgili soruşturma başlattı. Yapılan açıklamada, "Melike Bütün, 18 Temmuz tarihinde tedavi gördüğü Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde saat 23.40'ta hayatını kaybetmiştir. Kesin ölüm sebebinin belirlenmesi için cenazesi Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmiştir. Bütün'ün ölümüyle ilgili soruşturma başlatılmıştır" denildi.

HASTANE İNCELEME BAŞLATTI

Genç kızın ölümüyle ilgili hastane yönetimi de inceleme başlattı. Hastane başhekimliğinden yapılan açıklamada, 12 Temmuz tarihinde 'ileri evre hodgkin lenfoma' tanısı nedeniyle kemoterapi verilen Melike Bütün'ün, kemoterapi sırasında rahatsızlandığının tespit edildiği belirtilerek şöyle denildi:

"Hastamız, bunun üzerine kontrol amaçlı hastanemiz bünyesindeki yoğun bakım ünitesinde takibe alınmıştır. Hastanın 12-16 Temuz tarihleri arasında yoğun bakımda takibi sürdürülmüştür. Daha sonra genel durumunun iyi olması nedeniyle yoğun bakımdan kliniğe alınmıştır. Hastanın klinikteki takiplerinde ateşinin yükseldiğinin tespit edilmesi üzerine ilgili doktor tarafından gerekli müdahaleler ivedi olarak yapılmıştır. Hastadan istenilen tomografi, kontrol amaçlı istenmiştir. Hastanın genel durumu 18 Temmuz günü tekrar kötüleşince yoğun bakım ihtiyacı olmuştur. Hastanemizde boş yoğun bakım yatağı olmadığı için sevki planlanmış olup gerekli ambulans ve donanımlar hazırlanmıştır. Ancak bu esnada hastada 'arrest' gelişmiş olup tıbbi müdahaleye yanıt alınamamıştır. Olayla ilgili gerekli idari inceleme başlatılmıştır."

TOPRAĞA VERİLDİ

Melike Bütün için Alemdar Mahallesi'ndeki Hacı Bayram Camii'nde cenaze namazı kılındı. Cenazeye Bütün'ün ailesi, yakınları, arkadaşları ve vatandaşlar katıldı. Babası 6 yıl önce ölen genç kızın üzerinde duvak konulan tabutunu omuzlayan kardeşi Kadir Bütün, gözyaşlarını tutamadı. Bütün'ün cenazesi, gözyaşları içinde toprağa verildi.

DAYISI KONUŞTU

Basın mensuplarına açıklama yapan Melike Bütün'ün dayısı Mustafa Çelik, yeğeninin hastalıktan kurtulma ümidiyle kemoterapi seansına girdiğini, ancak hayatını kaybettiğini belirterek, şöyle konuştu:

'GÜLE EĞLENE GİTTİĞİ HASTANEDEN CENAZESİ GELDİ'

"Hastalığı bitecekti. Yürüyerek, güle eğlene gittiği hastaneden cenazesi geldi. Doktorların söylemesine göre normalde verilmesi gereken ilacın yanlışlıkla iki katı ilaç veriliyor. Acilen yoğun bakıma alınıyor. Hastaneyi aradığımda, 'Hastanıza fazla dozda ilaç verilmiştir. Gereken yapılacaktır' dediler. Daha sonra hiçbir şekilde haber alamadık. Yoğun bakımdan çıktıktan sonra hastamız enfeksiyondan kaynaklı yüksek ateşle mücadele etti. En son dün karnında ve belirli yerlerinde şişmeler olması üzerine doktor çağırdık. Doktor gelmeyince Melike'yi doktorun yanına götürdük. Doktor eliyle kontrol ederek gazı olduğunu, geçeceğini belirterek ultrason çekilmesini istedi. Ultrason için gece 03.00'e randevu verdiler. Biz hastayı saat 21.00'de kaybediyoruz. Burada bir tiyatro yaşadık. Olumsuzluk üzerine olumsuzluk. Ben yapılan son müdahaleyi gördüm ve öldüğünü fark ettim. Ama bana, 'Ölmedi, kalbi tekrar çalıştı. Müsaade ederseniz özel hastaneye sevk edeceğiz. Orada müdahale edilecek' dediler. Biz de izin verdik ki bir an önce gitsin. Hastamızı sevk etmek için odasından sedye ile asansöre bindirip dışarı çıkardılar; ama sevk için ambulans gelmemişti. Tekrar içeri alıp acil servisteki müşahade odasına aldılar. Yaklaşık 1.5 saat sonra bize vefat haberini verdiler. Hastane yönetimi ve doktorlardan, sorumlu her kimse şikayetçiyiz. Gerekenin yapılmasını istiyorum, adalete güveniyorum."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------------------
-Cenaze namazı
-Cenazeye katılan kalabalık
-Tabutun üzerindeki duvak
-Tabutun omuzlarda taşınması
-Ağabeyin ağlaması
-Dayı Mustafa Çelik ile röp.

Süre: 4.59

Haber-Kamera: Mehmet İNAN/BURSA, ()

==============================================

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.