DHA YURT BÜLTENİ -3

 

'Dünyanın çatısı' Nepal'den Antalya'ya çalışmaya geldiler

'Dünyanın çatısı' olarak adlandırılan 8848 metre yüksekliğindeki Everest Dağı'nın bulunduğu Nepal'deki okullarından mezun olan 3 öğrenci, turizm sektöründe çalışmak için Antalya'ya geldi. Manavgat'ta bir otelde işe başlayan Nepalliler, okulda küresel çapta konular işlenirken örnek olarak hep Türkiye'nin gösterildiğini söyledi. 
Türkiye'de birinci, dünyada ise üçüncü en çok yabancı turist ağırlayan ve 400'e yakın 5 yıldızlı oteliyle İspanya'nın tamamından daha fazla 5 yıldızlı otel ve tatil köyüne sahip Antalya'da yüksek sezon başladı. Tesisler misafirlerini ağırlarken, otellerde çalışacak personel sıkıntısı baş gösterdi. Konaklama tesisleri personel bulamadıkları için Kırgızistan, Rusya Federasyonu, Ukrayna, Slovakya, Çin, Bosna Hersek, Kosova ve Endonezya gibi çeşitli ülkelerden personel temin yoluna gitti. Geçen yıl sadece Antalya'da 40 binden fazla Kırgız vatandaşının otellerde çalıştığı belirtilirken, bu yıl turizm sezonunda beklentilerin artması, personel ihtiyacının artmasını gündeme getirdi. Bunun üzerine turizm sektörü bu yıl farklı ülkelerden de eleman temin etme yoluna gitti. Bunun son örneği de Nepal oldu.
ÖĞRENCİLER TÜRKİYE'YE ÇALIŞMAK İÇİN GELMEYE BAŞLADI
'Dünyanın çatısı' olarak tabir edilen ve 8848 metre yüksekliğiyle dünyanın en yüksek dağı olan Everest'in de yer aldığı Himalaya dağ silsilesinde bulunan Nepal, Dünya Bankası verilerine göre en az gelişmiş ve yoksul ülkeler arasında yer alıyor. Himalaya Dağları dolayısıyla son yıllarda turizmde artış kaydedilen ülkede kişi başına milli gelir 800 dolar. Turizm sektörünün gelişmesi dolayısıyla ülkede açılan turizm okullarında son sınıf veya mezun olan öğrenciler, Türkiye'ye çalışmak için gelmeye başladı. Türkiye'nin Nepal'deki okullarda tanıtılması, öğrencilerin çalışmak için Türkiye'yi tercih etmesinde etken oldu.
Antalya'nın Manavgat ilçesi Kızılağaç turizm bölgesindeki World of Sunrise (WOS) Grubu'nun otellerinde çalışmak amacıyla Nepal'den 3 personel geldi. Otel yönetimi gelecek günlerde Nepal'den gelecek çalışan sayısının 20'ye çıkacağını belirtti. 
'TÜRKİYE HEP ÖRNEK GÖSTERİLİYOR'
Nepal'de bir akademinin turizm bölümünde öğrenim görerek mezun olan ve Manavgat'taki otelde garsonluk yapan Anup Acharya (21), Türkiye'yi turizmde çok gelişmiş bir ülke olarak bildiklerini, okulda hep küresel çapta konular işlenirken örnek gösterildiğini söyledi. Anup Acharya, "Türkiye'yi internetten takip ediyordum. Antalya'nın doğal güzelliklerini merak ediyordum. Türkiye Nepal'e göre çok gelişmiş bir ülke. Türkiye'nin turizm potansiyeli çok yüksek. Biz bunu Nepal'de çok duyduk. Bu yüzden buradayım. Burada çalışmak kariyerime büyük katkı yapacak. Buraya geldiğimde önce bu işi yapamayacağımı düşünüyordum. Ama birkaç gün geçtikten sonra işe alıştım" dedi.
'İNSANLAR BANA KARŞI ÇOK SICAK KANLI DAVRANIYOR'
Garsonluk yapan Bishal Luitel (20) ise Türkiye'ye geldiği için mutlu olduğunu belirtti. Babasının Nepal'de manavlık yaptığını ve 2 kardeşinin daha olduğunu anlatan Bishal Luitel, otele ve işe alıştığını, Türkler haricinde burada dünyanın çeşitli ülkelerinden çalışanlar olduğunu görmekten memnun olduğunu söyledi. Türkiye'de havanın ve denizin çok farklı olduğunu, ülkesine hiç benzemediğini belirten Bishal Lituel, "Buraları çok sevdim. Çalışan arkadaşlarımız ve diğer insanlar bana karşı çok sıcak kanlı davranıyor. Türkçe bilmememe rağmen kendimi burada yabancı hissetmiyorum" diye konuştu.
Nepal'den gelen housekeeping Suraj Khadka (24) Türkiye'de çalışmanın kendileri açısından çok üst seviyede bir iş olduğunu ve çok mutu olduğunu söyledi.
'TURİZM OKULLARI, SEKTÖRÜ YETERİNCE BESLEMİYOR'
WOS Grup Genel Koordinatörü Mutlu Sağsözlü de tesislerinin 12 ay açık olduğunu, yüksek sezonda 1200 çalışan varken, kış aylarında bu rakamın 350 ile 400 arasında değiştiğini belirtti. Lise, meslek yüksekokulu ve fakültelerden Antalya'da, Kemer Tekirova'dan Gazipaşa'ya kadar olan bölgede bulunan konaklama tesislerini ihtiyacını karşılayacak kadar personelin yetişmediğini veya sektöre girmediğini anlatan Sağsözlü, şöyle dedi:
"Türkiye'deki turizm okulları, sektörü yeterince beslemiyor. Ben Turizm İşletmeciliği Bölümü mezunuyum. Bizim sınıfımızda 90 öğrenciydik, şu anda sınıfımızdan turizm sektöründe çalışan 15-20 kişi kadarız. Kemer Tekirova'dan, Gazipaşa'ya kadar olan Antalya çanağında bulunan tesisleri besleyecek olan eğitimli ve nitelikli personel yetişmiyor. Mecburen dışarıdan takviye almak zorunda kalıyoruz. Biz 12 ay açık bir tesisiz. Personelimizi sürekli tutmak isteriz ama bunun için Türkiye'ye yönelik talep yaratmak gerekiyor. Bu da ülkesel boyutta bir destinasyon pazarlamasıyla mümkün. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı."
'YABANCI PERSONELE DOĞRU YÖNELMEMİZ SÖZ KONUSU'
Yüksek sezonda düz personelden ziyade daha nitelikli ve özellikle yabancı dil bilen personele ihtiyaçları olduğunu anlatan Sağsözlü, "İstediğimiz kriterlerde personeli bulmak bazen Türkiye şartlarında mümkün olmuyor. İkincisi yabancı dil sıkıntımız yıllardır devam eden bir problem. Ne yazık ki yabancı personele doğru yönelmemiz söz konusu. Açıkçası belirlediğimiz kriterler ve belirlediğimiz sayıda personeli bulmakta gerçekten sıkıntı çekiyoruz. İŞKUR sıralarında bir sürü insanımız iş arıyorken, biz de burada binlerce kişiye istihdam sağlamaya çalışıyoruz ancak ne yazık ki istediğimiz sayıyı tutturamıyoruz" dedi. 
'BU SENE İLK KEZ NEPALLİLERLE ÇALIŞIYORUZ'
Bu sene tesislerinde 140'dan fazla yabancı personelle çalışacaklarını anlatan Mutlu Sağsözlü, "Ağırlıklı olarak Kırgız personel var. Onun dışında Ukrayna'dan, Çin'den ve en son bu sene Nepal'den personellerimiz oldu. Tamamen misafire kendi dilinde hizmet verebilmek adına, İngilizce konuşan çalışan kitlesi oluşturmak için bunlara mecbur kalıyoruz. Biz bu sene ilk kez Nepallilerle çalışıyoruz. Çok düzgün çalışanlar. Mesela çok uzun süren bir uçak yolculuğu yaparak geldiler. Geldiklerinden takım elbise ve kravatla indiler o uçaktan. Kendi ülkelerindeki, şartlar, maaşlar, yaşam koşullarından ötürü yurt dışına gidiyorlar" diye konuştu.
Mutlu Sağsözlü, Antalya'daki konaklama tesislerinde geçen yıl 40 binden fazla Kırgızistan vatandaşının çalıştığını da sözlerine ekledi.

Görüntü Dökümü
------------
-Havuzdan görüntü
-Sahilden görüntü
-Nepalli çalışanların görüntüleri
-RÖP 1: Anup Acharya
-RÖP 2: Bishal Lituel
-RÖP 3: Mutlu Sağsözlü

620 MB /// 05.36"

Haber-Kamera: Mithat ABAKAN/MANAVGAT(Antalya), ()

===================

Fener Ol kampanyası için horozunu sattı

Manisa'nın Alaşehir ilçesinde emekli eczacı kalfası 59 yaşındaki Ekrem Gülsün, çok sevdiği horozunu bir arkadaşına 200 TL'ye satıp, parasını taraftarı olduğu Fenerbahçe Spor Kulubü'nün 'Fener Ol' kampanyasına bağışladı.
Alaşehir'de yaşayan evli ve 2 çocuk babası Ekrem Gülsün, Beşeylül Mahallesi 2. Akça Sokak'taki evinin bahçesindeki 30 metrekarelik kümeste, hobi olarak toplam 50 tavuk ve horoz yetiştiriyor. Gülsün, taraftarı olduğu Fenerbahçe'nin renkleri olan sarı-laciverte boyadığı kümesinde beslediği kümes hayvanları arasında bulunan çok sevdiği horozunu kendisi gibi Fenerbahçeli olan arkadaşı Mustafa Seçkin'e 200 TL'ye sattı. Parasını ise Fenerbahçe Spor Kulübü'nün geçen 4 Nisan'da 'Fener Ol' adı altında başlattığı yardım kampanyasına bağışladı.
43 yıldır hobi olarak tavuk ve çeşitli türlerde horoz beslediğini belirten Gülsün, "Çok sevdiğim 2 yaşındaki horozumu yine çok sevdiğim Fenerbahçe için 'Fener Ol' kamanyasına bağışlamak için sattım. Herkesi kampanyaya destek olmaya davet ediyorum. 'Fener Ol' için hepimiz bir olalım, beraber olalım. Ufak büyük demeyip, bağış yapalım" dedi.

Görüntü Dökümü
--------
-Ekrem Gülsün'ün Fener Ol kampanyasına bağış yapabilmek için sattığı dövüş horozu ile görüntüsü
-Ekrem Gülsün ile röp.
-Gülsün'ün 'Fener Ol' kampanyasına yaptığı bağışın dekontu
-Horozu satın alan Mustafa Seçkin ile röp.
-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Nurettin DOĞAN / ALAŞEHİR (Manisa), ()

===================

Liselilerden beğeni toplayan klip

Muğla'nın Dalaman ilçesindeki bir lisenin öğrencilerinin, öğretmenleriyle birlikte 'Gençlik Haftası' kapsamında çektiği klip, beğeni topladı.
Dalaman Öztaş Anadolu Lisesi öğrencileri, 'Gençlik Haftası' kapsamında bir çalışma hazırladı. Dalaman'ın cennet yerleri Sarsala ve Kayacık sahilleri ile Kocagöl'de çekilen klipte öğrenci ve öğretmenler, Ula'nın yöresel eseri 'Deniz Üstü Köpürür' isimli türküyü bölümler halinde sırayla seslendirdi. 8 öğretmen ile 11 öğrencinin söylediği YouTube'dan yayınlandı ve büyük beğeni topladı. Çalışma hakkında bilgi veren Müzik Öğretmeni Musa Kızılkaya, "Bu tür videoların çevre tanıtımına, öğrenci- öğretmen ilişkisine sağladığı faydayı gördüm. Bu nedenle bu projeyi gerçekleştirdik. Projenin gerçekleşmesinde daha çok öğrencilerimizin aktif olmasını istedik. Bu doğrultuda hareket ettiğimde gençlerin bu konuda ne kadar parlak fikirli ve yönlendirildiklerinde ne kadar güçlü olduklarını gördüm. Tanıtım ve eğitim açısından güzel bir video oldu" dedi.

Görüntü Dökümü
------------
- Klipten görüntü

Haber: Kadir ÖZEN- Kamera: DALAMAN (Muğla), ()

================

Kardeşinden esinlenip akıllı deterjan dolabı yaptı

Düzce Fatih Ortaokulu öğrencisi Fatih Öz, küçük kardeşinin sıvı temizlik ürünü kutularıyla oynaması ve zarar görme tehlikesine karşı sınıf arkadaşıyla birlikte sadece erişkin kişilerin açabileceği kutuların konulabileceği akıllı deterjan dolabı yaptı.
Düzce Fatih Ortaokulu 7’nci sınıf öğrencisi Fatih Öz ile sınıf arkadaşı İlhan Demir, Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Dersi için proje üretmeye karar verdi. Fatih Öz, küçük kardeşinin zaman zaman tezgahın alt raflarına konulan sıvı temizilik ürünü kutularıyla oynadığını görünce akıllı deterjan dolabı yapmaya ve sadece erişkin kişilerin açabileceği şekilde tasarlamaya karar verdi. Arkadaşı İlhan Demir ile fikir alışverişinde bulunan Fatih Öz, dolap üzerine elektronik mıknatısı devre dışı bırakacak ve hepsine aynı anda basıldığında sistemin çalışmasını sağlayacak buton koydu. Erişkin bir insan el büyüklüğüne göre yapılan butonlara çocukların aynı anda basması imkansız hale geliyor ve dolap kapısı açılmıyor.
KARDEŞLERİ ESİNLENDİRDİ
Proje hakkında bilgiler veren Fatih Öz, “Küçük kardeşlerimizin alt raflarda bulunan deterjanlara erişmeleri kolay oluyordu. Deterjanları alıp dökmüşlerdi ve bizim de böyle bir proje yapmak aklımıza geldi. Böyle bir proje ortaya çıkardık.ö dedi.
5 BUTONA BİRDEN BASILMASI GEREKİYOR
Fatih Öz, ‘Deterjan Dolabı’ ismini verdiği dolabın çalışma sistemini şöyle anlattı:
“Küçük kardeşlerimiz evlerde genelde yakın yerlerde tutulan deterjanlara ulaşamasın diye bu akıllı deterjan kutusunu yaptık. Deterjanlara ulaştıkları zaman kimyasal madde içerdiği için zarar veriyor. Bu projeyi yaparken İhsan arkadaşımla bilgi alışverişi yaptık ve hayata geçirdik. Projede 5 buton, led ve elektronik mıknatıs kullandık. Açılması için butonların beşine de basılması gerekiyor. Onun dışında dolabı eğdiğimizde yada zorladığımızda açılmıyor. 5 butona birden basıldığında yeşil ışık yanarak dolap kapağı açılıyor. Küçük çocukların elleri buna yetmeyeceği için basamıyorlar. Sadece 1 yada 2 tanesine basıldığında dolap açılmıyor."

‘PROBLEMLERE ÇÖZÜM ÜRETİYORLAR’
Bilişim Teknolojileri ve Yazılım Öğretmeni Dilek Yılmaz ise öğrencilerin çevrelerindeki sorunlara karşı proje ürettiklerini ifade ederek, “Biz 3 yıldır Düzce kodluyor projesi kapsamında okulumuzda kodlama ve robotik çalışmalar yürütüyoruz. Öğrenciler çevrelerinde gördüğü, yaşadığı problemlere çözüm üretiyorlar. Bu problemlerden biri de deterjanlardı. Çevrelerinde kardeşleri var, küçük çocuklar var. Kolayca erişebildikleri için bunları nasıl güvenli hale getirebiliriz diye düşünürken fikir alışverişi yaparak ürün ortaya çıktı. Ürünümüzde yetişkin insanların elinin parmaklarının yetişebileceği 5 buton var. Butonların hepsine aynı anda basıldığında elektronik mıknatısın elektriğini keserek açılmasını sağlıyoruz. Biz ufuklarını açmaya çalışıyoruz. Küçük yaşta öğrenilen bilgilerle ileride daha güzel projeler çıkarıp belki de ulusal yada uluslararası platformlarda ülkemizi temsil edeceklerine inanıyoruzö diye konuştu.

Görüntü Dökümü
---------
Öğrencilerin projelerini tanıtırken görüntü
Öğretmenin dolap butonlarına basmaları ve açılmasını sağlaması
Öğrenciler ile röp
Öğretmen ile röp ve detaylar
Dosya adı dzcliseli

Haber-Kamera: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE, ()

==============

Lisinia'ya Uluslararası Jüri Özel Ödülü

Burdur Lisinia Doğa Projesi, Tayvan'da düzenlenen 'bahçecilik' temalı Expo'nun Uluslararası Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü.
Tayvan'ın Taichung kentinde 2 Kasım 2018- 24 Nisan 2019 tarihleri arasında düzenlenen 'bahçecilik' temalı Expo'da yer alan Lisinia bahçesine Uluslararası Jüri Özel Ödülü verildi. Lisinia Doğa Proje Sorumlusu Öztürk Sarıca, ödülü kazanmaktan, Türkiye'ye getirmekten büyük gurur ve onur duyduklarını belirterek, "Lisinia projesi pek çok organizasyona Best Practice (en iyi pratik) projeler kapsamında çağrılıyor. Biz bu proje ile ülkemizi tanıtırken, gittiğimiz yerlere ülkemizin ve Burdur'un kültürünü, doğasını ve turizm faaliyetlerini taşımaya çalışıyoruz. Ülkemizin doğası, yaban hayatı, doğal hayatını mümkün olduğunca oradaki insanlara anlatmaya çalışıyoruz. Bu bakımdan özellikle uluslararası camiada gittiğimiz ya da şu ana kadar katıldığımız Expo'larda ödül alabilmek bizim için ayrı bir gurur kaynağı" dedi.
Antalya 2016 Expo Genel Sekreter Yardımcısı ve Lisinia Gönüllüsü Mücahit Şengül de Uluslararası Bahçe Bitkileri Üreticileri Birliği (AIPH) Genel Sekreteri'nin kendisini arayarak, Lisinia'nın Uluslararası Jüri Özel Ödülü'nü kazandığını bildirdiğini belirtti. Şengül, "Eylül ayında Türkiye'den 9 bin kilometre uzaklıkta bir bahçe kuruldu. 6 ay açık kalan bahçe 7 milyon kişi tarafından ziyaret edildi. Bahçede susuzluk teması, aromatik bitkilerin faydalarıyla Burdur, Türkiye ve Lisinia projeleri tanıtıldı" diye konuştu. 
Uluslararası bir jüriden ödül almanın önemli olduğunu vurgulayan Şengül, şöyle dedi:
"Uluslararası A Kategori Expo'lara örnek proje olarak müracaat ediyoruz. Önümüzde 2021 Katar Doha ve 2022 Hollanda Almera Expo'su ve 2024 Polonya Lodz Expo'su var. 2022 Hollanda Almera Expo'su bizden bilgi talep etti. Tanıtım dosyalarımızı geçen hafta gönderdik. Onun dışında B Expo'lara da doğrudan katılmak istiyoruz. 2021'de Çin Yangzhou ve 2022'de Avustralya Sidney Expo'larına müracaat ettik ve sonuçlanmasını bekliyoruz." 

Görüntü Dökümü
--------------
- Lisinia bahçesinden görüntü
- Mücahit Şengül ile röportaj
- Detay
- Öztürk Sarıca ile röportaj
- Detay

HABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR, ()

====================

Pink Martini, İzmirli hayranları için söyledi

Türkiye turnesinin üçüncü konserini İzmir'de veren Amerikalı ünlü müzik grubu Pink Martini'yi 3 bin İzmirli hayranı dinledi. Hayranlarını sahneye çağıran vokal China Forbes, son yayınladıkları 'Je Dis Oui' albümünde yer alan 'Aşkım Bahardı' isimli Türkçe parçayı onlarla beraber dans ederek seslendirdi.
Türkiye'de büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve her albümü ile altın ve platin plak kazanan Amerikalı ünlü müzik grubu Pink Martini, Türkiye Turnesi'nin üçüncü konserini İzmir Kültürpark'taki Açıkhava Tiyatrosu'nda gerçekleştirdi. 3 bin kişinin katıldığı konserde 'Sympathique', 'Hang on Little Tomato', 'Hey Eugene!' gibi ünlü şarkılarını seslendiren grup, İzmirli hayranlarına keyif dolu anlar yaşattı. İzleyicileri Türkçe konuşarak selamlayan grup kurucusu ve piyanisti Thomas M. Lauderdale, "İyi akşamlar İzmir. Yeniden İzmir'de olmaktan çok gururluyuz. Şimdiki şarkımız yazdığımız ilk şarkıdır; 'Çalışmak istemiyorum, yemek yemek istemiyorum, sadece dertlerimi unutmak istiyorum' diye konuştu. Grup vokali China Forbes ise hayranlarını sahneye çağırdı ve 'Je Dis Oui' adlı son albümlerinde yer alan 'Aşkım Bahardı' isimli Türkçe parçayı sahneye akın eden çok sayıda İzmirli ile beraber söyledi. Sahnede coşkulu bir şekilde dans edip şarkı söyleyen İzmirliler, konserin tadını çıkardı.
Dünyanın farklı köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirerek modern formda sunan müzik grubu, Türkiye turnesine Adana, Ankara ve Konya'da devam edecek.

Görüntü Dökümü
-------
-Pink Martini'nin sahnesinden genel ve detay görüntüler
-Sahnede konuşmalardan görüntüler
-Seyircilerin sahnede grupla beraber şarkı söylemesinden görüntüler

Haber-Kamera: Melis KARAKUZULU/İZMİR, ()

==================

Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali başladı

Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürlüğü'nce 10 yıl önce başlatılan Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali, Aspendos Antik Tiyatrosu'nda 'Kantocu' adlı müzikalle başladı.
Antalya Devlet Tiyatrosu'nun ev sahipliğiyle bugüne kadar 48 yabancı, 35 yerli tiyatro grubuyla yaklaşık 100 bin seyirciye ulaştırılan 'Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali', dün akşam 10'uncu kez perdesini açtı. Antalya Valiliği'nce ilan edilen '2019 Aspendos Yılı' etkinlikleri kapsamında, tarihi Aspendos Antik Tiyatrosu'nun yaklaşık 2 bin yıllık tarihi atmosferinde Haldun Dormen'in yazdığı ve İzmir DT'nin sahneye koyduğu 'Kantocu' adlı müzikal sahnelendi. Müzikal öncesinde izleyiciler İzmir Marşı'nı söyledi.
Oyunu, Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Mustafa Kurt, Serik Kaymakamı Haluk Şimşek'in yanı sıra yerli ve yabancı yaklaşık 5 bin sanatsever izledi. Antik tiyatrodaki gösterimin ardından izleyenler sanatçıları dakikalarca ayakta alkışladı.
AYAĞI BURKULAN İZLEYİCİYE MÜDAHALE
Diğer yandan oyun öncesi oyunu izlemeye gelen bir kadın, merdivenden inerken ayağını burktu. Kadına güvenlik görevlileri ilk müdahaleyi yaptı. Daha sonra 112 Acil Çağrı Merkezi'ne haber verildi. Gelen sağlık ekipleri de müdahaleyi yaptığı kadını ambulansla Serik Devlet Hastanesi'ne götürdü.
Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali Haşim İşcan Kültür Merkezi'nde seçkin eserler ve atölye çalışmalarıyla devam edecek. Antalya, İzmir, İstanbul, Bursa, Ankara ve Diyarbakır devlet tiyatrolarının kapalı gişe oyunlarını sahneleyeceği festivalde; İspanya'dan Yllana Tiyatrosu, Brezilya'dan Palyaço Akademisi, Kazakistan'dan 28 Tiyatro, İtalya'dan Koreja Tiyatrosu, Gürcistan'dan Vaso Abashidze Profesyonel Müzikal Komedi ve Dram Tiyatrosu 5 oyun sergileyecek. Toplam 21 gösterimin yapılacağı festivalde 10 oyun sahnelenecek. Gösterimler dışında festival kapsamında çeşitli atölye çalışmaları da düzenlenecek. 
İzmir DT bugün saat 20.00'de 'Kantocu' adlı müzikali Haşim İşcan Kültür Merkezi'nde yeniden sahneleyecek. Festivalde, Brezilya'nın Academia de Palhaços Tiyatrosu'nca 'Ölmediğim Günler' adlı eseri sahnelenecek. Ayrıca DT'nin Resim ve Boya Atölye Şefi Duygu Gökalp tarafından 19- 20 Mayıs'ta 'Resim, Boya, Realizasyon Teknikleri ile Dönüşüm Atölyesi' Haşim İşcan Kültür Merkezi'nde meraklılarıyla buluşacak.
İspanya'nın Yllana Tiyatrosu 'Şefler', Fransa'nın Fools & Feathers Tiyatrosu ise 'Sıradışı Zamanlar' adlı oyunlarını 20- 21 Mayıs'ta sahneye taşıyacak. DT Dekoratör ve Heykeltraşı İlhan Ateş de 21- 22 Mayıs'ta 'Çamurdan Maske Yapımı Atölyesi' ile sanatseverleri bilgilendirecek. İstanbul DT'nin 'Kosovalı Peer GYNT' adlı eseriyle Bursa DT'nin 'Barbara'nın Doğumu' adlı eserleri 22- 23 Mayıs'ta perdelerini açacak.
İNGİLTERE'NİN LEVANTES DANS TİYATROSU
DT Sanatçısı Selim Gürata ile 'Oyunculuk Atölyesi' 23- 24 Mayıs'ta Kültür Merkezi'ndeki buluşmalar arasında olacak. Ankara DT'nin 'Reis Bey' ve İngiltere'den Levantes Dans Tiyatrosu'nun 'The Band' adlı eserleri 24- 25 Mayıs'ta, Diyarbakır DT'nin 'Gül'e Ağıt' ile Gürcistan'dan Tiblis Devlet Müzik ve Dram Tiyatrosu'nun 'Carmen' adlı eserleri 26- 27 Mayıs'ta sahneye taşınacak. Antalya DT Oyuncu ve Yönetmeni Ali Meriç de 'Karagöz Yapım ve Oynatımı Atölyesi' ile gölge oyunu hakkında bilgiler aktaracak.
Temsiller, Haşim İşcan Kültür Merkezi'nin Büyük ve Küçük Salonlarında saat 20.00'de seyirciyle buluşacak. Atölye çalışmaları ise prova salonlarında Duygu Gökalp ve İlhan Ateş ile saat 11.00'de, Selim Gürata ile saat 14.00'te ve Ali Meriç ile saat 13.00'te düzenlenecek.

Görüntü Dökümü
--------------
- Seyircilerin İzmir Marşı'nı söylemesi
- Tiyatro gösteriminden bölümler

Haber-Kamera: Namık Kemal KILINÇ/SERİK (Antalya), () 

===================

Gençlik Festivali'nde eğlencenin tadını çıkarıyorlar

İzmir'in Balçova ilçesindeki İnciraltı Kent Ormanı'nda bu yıl 3'üncüsü düzenlenen İzmir Gençlik Ferstivali, güvenli kamp ortamı nedeni ile yoğun ilgi gördü. 18- 30 yaş arasındaki gençlerin 3 gün boyunca tüm imkanlardan ücretsiz yararlanabileceği festivalde, katılımcılar kamp kurdu, takım sporlarına katıldı, düzenlenen konserler ve atölyeler ile eğlencenin tadına vardı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından İnciraltı Kent Ormanı'nda 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı nedeni ile bu yıl 3'üncü kez düzenlenen İzmir Gençlik Festivali başladı. Çadır malzemelerini ve sırt çantalarını alarak festival alanına gelen gençler, çadırlarını kurduktan sonra alan içindeki birçok aktiviteden ücretsiz faydalandı. Pazar günü sona erecek festivalde şişme oyuncaklar, basketbol, voleybol ve masa tenisi gibi farklı etkinliklere katılan gençler güneşli havada doyasıya eğlendi. 18- 30 yaş aralığındaki gençlerin 3 gün boyunca tüm imkanlardan faydalandığı festivalde aynı zamanda, ramazan ayı nedeniyle sahur ve iftar yemeği de verilerek.
1400 GENÇ BAŞVURDU
Temiz havası ve ormanlık alanı ile güvenli kamp fırsatı sunan festival ilk gününde 800 kişiyi ağırladı. İzmir Büyükşehir Belediyesi Sosyal Projeler Şube Müdürü Burcu Önenç, "Festival kapsamında gençlerimiz Türkiye'nin dört bir yanından gelip kamp kuruyorlar. Yeme içme gibi her türlü ihtiyaçlarını burada ücretsiz karşılıyorlar. Bir konser alanımız var, şişme oyuncak alanımız var, kitap okuma alanı ve atölyelerimiz var. Bu sene gençlerin yoğun ilgi gösterdiği festivalde çok keyifli saatler geçiriyorlar. İnternet üzerinden kayıt sistemi ile festivale katılımcı alıyoruz. İnternet üzerinden şu ana kadar bin 400 gencimiz kayıt yaptırdı. Sabah 10.00'dan itibaren çadır alanına girişler başladı. 800 gencimiz gün içinde festival alanına giriş yaptı. Büyükşehir Belediyesi Tiyatro Topluluğu doğaçlama tiyatro gösterisi gerçekleştirecek. Basketbol, voleybol ve masa tenisi turnuvaları da belediyeye bağlı spor eğitmenleri eşliğinde düzenleniyor. Gençlerimiz bisiklet alanından ücretsiz bisiklet kiralayabiliyorlar. Dolu dolu bir etkinlik takvimimiz var. Geç kahvaltı, akşam yemeği ve aralarda da atıştırmalıklar veriyoruz. Gece de sahur yemeği veriyoruz" dedi.
'BİZLER İÇİN MOTİVASYON KAYNAĞI OLDU'
Festivale arkadaşlarıyla birlikte katıldığını söyleyen Aysu Ulu, "Benim festivale üçüncü gelişim, her yıl katılıyorum. Çok güzel çok eğlenceli geçiyor, buradaki ortam çok güzel. Sabah uyanınca dağıtılan kahvaltılıklardan yiyoruz. Sonrasında kahve ve kek ikramlarından alıyoruz. Kitap okuma etkinliklerine katılıyoruz. Bu sene söyleşi için yeni birilerinin geleceğini duyduk. Akşam yine yemek veriliyor, yemekten sonra da konser alanında eğlenip şarkı söylüyoruz. Burada yeni insanlarla tanışıp yeni arkadaşlıklar kuruyoruz" dedi.
Bu yıl festivale ilk kez geldiğini söyleyen Coşkun Tuncer, "Sabahtan beri bir şeyler yiyip içiyoruz. Festival çok güzel geçiyor, buradaki insanlar oldukça pozitifler. Görevliler de oldukça güler yüzlü, gençleri seven insanlar oldukları belli oluyor. Arkadaşım sürekli festivalden söz ediyordu, ben de bu yıl gelip denemek istedim. Merakla bekliyorum. Böyle bir festivalin ücretsiz olması gençleri iç içe geçiren bir fırsat. Festivalin yazın başlangıcında ve sınav öncesi olması bizim için de güzel bir motivasyon kaynağı oldu. Sürekli kamp yaptığımız için çadır kurmaya alışkınız. Ancak başka yerlerde kamp yaptığımız zaman gölge arıyorduk çünkü çadıra güneş vurduğu zaman alev gibi oluyor ama güzel bir yer seçmişler ağaçlık olduğu için çadırlar gölgede kalıyor" diye konuştu.
Festival alanında çadır kurmakta olan Ramazan Aydın, "Kamp yapmayı çok seviyoruz. Etkinlik çok güzel geçiyor. Bu festivale ilk defa geliyorum ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi'nden 12 kişilik bir ekiple geldik" dedi. Festivali başladığı yıldan itibaren takip eden Melike Taşkan ise, "Festivali tercih etme nedenim öncelikle öğrenci olduğumuz için burada hiçbir ücret ödemeden birçok şeyden yararlanıyoruz. Her seferinde kalabalık gelerek oyunlarla ve konserlerle eğleniyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------
-Festival alanından görüntüler
-Gençlerle röp.
-Oyun alanlarından görüntü
-Burcu Önenç ile röp.
-Çadırların kurulumundan görüntü

Haber: Melis KARAKUZULU - Kamera: Hande NAYMAN / İZMİR, ()

=====================

İzmirli tabelacıdan ücretsiz Atatürk imzası

İzmir'de açık hava reklamcılığı ve tabelacılık işiyle uğraşan Yasin Yıldırım, ücretsiz Atatürk imzası kampanyasıyla müşterilerinin ilgi odağı oldu. 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı öncesi taleplerin arttığını anlatan Yıldırım, 1.5 yılda yaklaşık bin araca ücretsiz Atatürk imzası çıkartması yapıştırdığını belirtti.
Mustafa Kemal Atatürk'ün neredeyse her yerde rastlanan imzası, taşıtların camlarını da süslüyor. İzmir'de yaklaşık 21 yıldır tabela işleri yapan Yasin Yıldırım, 1.5 yıldır sürdürdüğü kampanya kapsamında isteyenlere Atatürk'ün imzasını ücretsiz olarak veriyor. Dükkanının önüne 'Araçlara Atatürk imzası ücretsizdir' yazısı asan Yıldırım, özellikle 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı öncesi artan taleplere yanıt veriyor.
Uzun süredir açık hava reklamcılığı alanında çalıştığını söyleyen Yasin Yıldırım, özellikle bir İzmirli olarak insanların Atatürkçülük duygularını pekiştirmek amacıyla bir hizmet vermek istediğini belirterek, "Artan milliyetçilik ve Atatürkçülük duygularımla bu konuyla ilgili bir promosyon yapmak istedim. Atatürk imzasını ücretsiz şekilde vermek insanların ilgisini çeker diye düşündüm. İlk başta yakın çevrem için yaptım. Sonra giderek talepler çoğaldı. Dükkanımın önüne bir duyuru asarak ilgiyi arttırdım. Yoldan geçerken görenler durup istiyor" dedi.
Yapıştırmaları arabalarının camlarına yada plakaların çevresine olduğu gibi özel eşyalarının üzerine de yapıştırmak isteyenlerin olduğunu belirten Yıldırım, 1.5 yıl önce başladığı kampanya kapsamında yaklaşık bin otomobile imzayı uyguladığını belirterek şöyle konuştu:
"Ulu önderimiz Atatürk'ün resimlerini ve ulusal bayrağımızı dükkanımda, çalışma ortamımda da mutlaka bulundururum. Atatürk imzası ise adeta bir moda oldu. Ben 1.5 yıl önce bu imza yapıştırmasını ücretsiz vermeye başladım, bin civarında araca uyguladım. Gönlümden gelen birşey. Küçük maliyetler bizi yıpratmaz. Milli bayramlara yaklaşınca insanların duyguları daha yoğun oluyor. Önceden hazırlığımızı yapıyor ve taleplere ona göre yanıt veriyoruz. Kimseyi geri çevirmiyorum."
Aracının camını Atatürk imzasıyla renklendiren Yusuf Aslan da, "Yoldan arabayla geçerken yazıyı fark ettim. Zaten bunu yaptırmak istiyordum. Yazıyı görünce hemen durdum. 19 Mayıs bayramı öncesi Atatürk imzasını arabama koymuş oldum" dedi.

Görüntü Dökümü
-------
-Yasin Yıldırım dükkanda çalışırken görüntü,
-İmzayı araba camına yapıştırırken görüntü,
-Yasin Yıldırım ile röp,
-Müşteri Yusuf Aslan ile röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK / İZMİR, ()

===================

Unutulmaya yüz tutmuş motifler hünerli ellerde tekrar hayat buluyor

Anadolu'nun kaybolmaya yüz tutmuş kilim motifleri, Muğla'nın Ula ilçesinde açılan kurslara katılan kadınlar sayesinde geleceğe taşındı. Kursiyerler, meslek öğrenmenin yanı sıra her günün yevmiyesine alarak, aile ekonomisine de katkı sağladı.
Muğla Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü ile Ula Halk Eğitimi Merkezi işbirliğinde, dokuma kültürünün yaşatılması için Ula'nın Kızılağaç Mahallesi'nde kurs açıldı. 5 Nisan- 13 Haziran arasında açık kalacak kursa katılan 15 kadın kursiyer hem meslek öğreniyor hem de İŞKUR tarafından ödenen günlük 40 lira yevmiyle ev ekonomisine katkı sağlıyor. İŞKUR'un Kızıağaç'taki Ek Hizmet binasında kurulan tezgahlarda kadınlar, haftanın 5 günü günde 6 saat boyunca kilim dokumasını öğreniyor.
Kurs öğreticisi Ayşen Tekin Açık, "Günümüzde kilim dokumacılığı bitmek üzere. Biz bunun yaşatılması için uğraş veriyoruz. Kursiyer arkadaşlarımız yöresel desenlerimizin yanı sıra kendi istedikleri motifleri de dokuyor. Burada yeni dostluklar kuruluyor. Arkadaşlarımız kilimin yanı sıra heybe, seccade, yolluk, duvar süsleri, çanta ve cüzdan eşyaları da dokuyor. Kursumuza her yaş grubundan katılım var. Kadınlarımız bir şeyler üretmekten çok mutlu" dedi. Kursiyerlerden 60 yaşındaki Berrin Duman, "Ankara'dan özel sektöre çalışıyordum. Emekli olduktan sonra Kızılağaç'a yerleştim. Kilim dokuma, meşakkatli ve sabır istiyor. Dokuyup ortaya desenler çıkınca çok mutlu oluyorum. Günümüz güzel geçiyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyorum" diye konuştu. Ula Halk Eğitim Merkezi Müdürü Kadir Aydın ise, üretken ve nitelikli elemanlar kazandırmayı amaç edindiklerini belirterek, "Muğla'nın tanıtımına katkı sağlamak için dokuma kurslarına sürekli destek veriyoruz. Amacımız, bölgemizde var olan kültürel değerlerin yaşatılmasına katkı sunmak ve bunu gelecek nesillere aktarabilmek" dedi.

Görüntü Dökümü
-----------
- Kursiyerlerin kilim dokumalarından görüntü
- Kurs öğreticisi Ayşen Tekin Açık ile röp.
- Kursiyer Berrin Duman ile röp.
- Dokunan kilim, çanta, duvar süslerinin görüntüsü

Haber- Kamera: Cavit AKGÜN / MUĞLA, ()

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.