Öne Çıkanlar Atatür Değişiklik Ataköy ‘Anarşist Atatürk

İNTERNET VE SOSYAL MEDYADA ÖNE ÇIKAN YURT HABERLERİ 

VİRÜS BÖYLE BULAŞIYOR; PROF. DR. MUSTAFA TAYAR UYGULAMALI ANLATTI
 
BURSA Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, koronavirüsün, öksürme, hapşırma gibi yolarla önce ellere, daha sonra da para, cep telefonu gibi nesnelerle kişiden kişiye bulaştığını belirterek, "Bu kişi elini ağzına götürdüyse, bulaştırdıysa, toplu taşıma aracındaysa bu virüsü almamız çok kolay. Virüsün bulaşma yolu, gıdalar veya Çin'den gelen kargolar değil. Virüslerin yaşayabilmesi için canlı hücrelere ihtiyaç var. Konuşulan biyolojik silah söylemlerini dikkate almadan yapacağımız şey; suya ve sabuna dokunmak" dedi.

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görülmesi üzerine birçok uzman korunma yöntemleri ve alınması gereken önlemler konusunda açıklamalarda bulundu. Koronavirüs hakkında özellikle sosyal medyada yer alan birçok paylaşımın bilgi kirliği yarattığına dikkati çeken Bursa Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Tayar, algı operasyonlarına itibar edilmemesi gerektiğini söyledi. Koronavirüsten korunmanın en kolay yolunun sık aralıklarla ellerin bol sabunlu suyla en az 28 saniye yıkanması gerektiğini kaydeden Prof. Dr. Tayar, sosyal medyada dolaşan ' Elma sirkesi, sarımsak, kelle paça çorbası' gibi besinler tüketilerek virüsten korunmanın mümkün olmadığı uyarısını yaptı.

'KORONANIN TERCİH ETTİĞİ YÖNTEM SOLUNUM HÜCRELERİ'
Virüsün kişiden kişiye nasıl bulaştığını sanal mikropla uygulamalı olarak gösteren Prof. Dr. Tayar, "Virüs dediğimiz çok küçük mikroskobik canlılar, çok basit organizmalar ve bunların yaşayabilmesi için canlı bir hücreye girmesi gerekiyor. Koronavirüs ailesi insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da uzun yıllar gördüğümüz bir virüs, fakat koronanın son versiyonu yeni bir versiyon. Çünkü sık sık değişme özelliğine sahip olan bu canlıların yaşayabilmesi için canlı hücrelere girmesi gerekiyor. Koronanın tercih ettiği yol da solunum yolu hücreleri. Buraya yerleşip hücrelerin yapısını bozduğu zaman vücut bunu atmaya çalışıyor. Atarken de öksürüğü kullanıyor. Öksüren kişinin ortalama çıkış hızına bakarak 40 metreye kadar bunu havaya asabilir veya havada damlacık olarak da kalabilir. Bu kişi elini ağzına götürdüyse, bulaştırdıysa, toplu taşıma aracındaysa bu virüsü almamız çok kolay. Virüsün bulaşma yolu, gıdalar veya Çin'den gelen kargolar değil. Virüslerin yaşayabilmesi için canlı hücrelere ihtiyaç var. O yüzden kıyafetinize bulaşan bir virüs, ertesi sabah kaybolacaktır. Yapacağımız en basit kural, ellerini yıkarken el fırçası edinirlerse olay çözülmüş olur" dedi.

'KORONAVİRÜS BİRAZ MEDYATİK BİR VİRÜS OLDU'
Koronavirüsün korkulacak bir virüs olmadığını söyleyen Prof. Dr. Tayar, "Korona bir anda korkulu rüyamız haline geldi. Şu anda dünyada birçok bulaşıcı hastalıktan hayatını kaybeden insan var. Fakat koronavirüs biraz medyatik bir virüs oldu. Biz kurallara uygun el yıkasak, el yıkamayı kurallara uygun uygulasak zaten koronanın çok da korkulacak bir hastalık olmadığını, benzer virüsler gibi bir hastalık olduğunu göreceğiz" dedi.

'YAPACAĞIMIZ ŞEY ÇOK BASİT: SUYA VE SABUNA DOKUNMAK'
Prof. Dr. Tayar, kamuoyunda birçok biyolojik silah söylemlerinden bahsedildiğini belirterek, "Bunları dikkate almadan yapacağımız şey çok basit; suya ve sabuna dokunmak. Suya ve sabuna dokunurken de sadece dokunup geçmeden, en az 14 saniye köpürtelim, 14 saniye de parmak araları ve tırnak uçlarını yıkayalım. Biz el yıkamayı bilmiyoruz. El yıkamayı bilmeyince de koronavirüse karşı en açık grubuz. O yüzden ellerin nasıl yıkandığını öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklar bu konuda çok donanımlılar" ifadelerini kullandı.

'HİÇBİR GIDANIN KORONAVİRÜSE KARŞI BİR ETKİSİ YOK'
Sosyal medyada bazı gıdaların koronavirüs bulaşmasını engellediği yönündeki eleştirilere cevap veren Tayar, "Bu tip problemler çıkınca herkes kendini konuşmak zorunda hissediyor. Her kafadan bir ses çıkıyor. Elma sirkesi, sarımsak, kelle paça çorbası gibi alternatifler üretiliyor. Hiç bir ilaç, hiç bir gıda, kelle paça da buna dahil, koronavirüse karşı bir etkisi yok. Ama insanlar dengeli besleniyorsa, günlük protein ihtiyacını karşılıyorsa, vücudun viral etkene karşı savunma mekanizması daha güçlü olacak" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-------------------------------
-Kalabalık ortamlardan detaylar
-El yıkama detayları
-Sanal mikrobun paraya bulaşmasından detaylar
-Genel detaylar
-Anons

-Haber: Semih ŞAHİN -Kamera: Huzeyfe ÖZDEMİR /BURSA,()

Haber Kodu : 200312029

==============

OTELLER AÇILIŞI NİSAN SONUNA ERTELEDİ

Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkanı Sururi Çorabatır, bütün dünyada panik etkisi yaratan koronavirüs nedeniyle, tatil rezervasyonlarında yavaşlama olduğu ve bu yüzden Türkiye'deki turizm bölgelerinde nisan ayı başında açılacak otellerin, açılışlarını nisan ayı sonuna ertelediğini açıkladı.
TÜROFED Başkanı Sururi Çorabatır, koronavirüs tehlikesiyle ilgili turizm sektörüne etkileri hakkında basın açıklaması yaptı. Çin'de başlayan koronavirüsün dünyaya yayılması, dün akşam Dünya Sağlık Örgütü'nün pandemi (küresel salgın) ilan etmesinin bütün ülkelerde bir panik yarattığını belirten Çorabatır, "Başta ABD olmak üzere Avrupa'dan seyahat yasağı getirmesi, Slovakya'da olağanüstü hal ilan edilmesi, İtalya'nın kamu hizmetleri haricindeki tüm ticari faaliyetlerini durdurması, Almanya, Fransa ve İtalya'daki hastalık oranlarının Avrupa'ya hızla yayılması dünya ticareti ve seyahat endüstrisini beklentinin üzerinde tüm ülkelerde daha sıkıntılı bir hale getirmiştir" dedi.
AÇIK OTELLERDE TEDBİRLER EN ÜST DÜZEYDE
Ülkemizde de Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu'nun aldığı tedbirlerden dolayı bugüne kadar sadece bir kişide virüsün tespit edildiğini dile getiren Çorabatır, "Hemen müdahale edilmesi çok önemlidir. Alınan tedbirler şu anda Avrupa'dan daha hızlı ve DSÖ ile paralel gitmektedir. Tabi turizm sektörü olarak bizde bu gelişmeleri saat saat çok yakından takip ediyoruz. TÜROFED olarak hem vatandaşlarımızın hem yabancı misafirlerimizin sağlığı, güvenliği bizim için önem arz etmektedir. Otellerimizle ilgili gerek Sağlık Bakanlığı, gerek Turizm Bakanlığı'ndan tedbirle ilgili direktifler konusunda en üst düzeyde tedbirlerimizi alıyoruz. Bundan hiç kimsenin kuşkusu olmasın" diye konuştu.
'BAKANIMIZA KATILIYORUZ'
Seyahat endüstrisindeki yavaşlamaya dikkati çekerek, birçok ülkede uçuşların, özellikle havayolu şirketlerinde yüzde 50'ye kadar düştüğünü açıklayan Çorabatır, aynı şekilde tatil rezervasyonlarında da azalma olduğunu kaydetti. Bu yüzden ülkemizde de yaz sezonu başlangıcı olan nisan ayındaki rezervasyon taleplerinin de beklenen düzeyde olmadığını belirten Çorabatır, "Kıştan açık olan otellerimiz zaten faaliyetlerine devam ediyor. Ama nisan ayında açılacak olan otellerimizin açılışlarını nisan ayı sonuna kaydırması riski minimize etmek açısından önemli bir adım olacaktır. Burada sayın Kültür ve Turizm Bakanımıza katılıyoruz. Biz 1990-2000 yılları arasında birçok krizi hep birlikte yönettik. Burada da serinkanlı olmamız, panik yapmadan yerinde tedbirleri uygulamamız ve hemen almamız lazım" dedi.
EN ŞANSLI ÜLKE TÜRKİYE
Tıp dünyası otoriterlerine göre, virüsün yayılma hızının sıcaklığın artmasıyla azalacağının belirtildiğini kaydeden Sururi Çorabatır, "Virüs yavaşladığı ve olumlu olarak ticaret ve seyahat endüstrisine döndüğü takdirde, muhtemelen ilk yararlanacak olan sektör turizm olacaktır. Geriye dönüşümü daha güçlü olacaktır ve burada da en şanslı ülke Türkiye olarak biziz" dedi.
BAKANA DESTEK İÇİN DOSYA SUNULDU
Turizm sektörünün üzerinde kıştan gelen bir yük olduğuna da işaret eden Çorabatır, şunları kaydetti:
"Rezervasyonların düşmesi nedeniyle açılışlarımızın nisan ayı sonuna ertelenmesi de muhakkak ki sektörümüze ekonomik yük getirecektir. Bu konuyla ilgili de sayın Kültür ve Turizm bakanımıza, Turizm İstişare Kurulu olarak bir dosya verdik. Sanırım bugün gün içinde bu dosya cumhurbaşkanımızın yaptığı toplantıda da Kültür ve Turizm Bakanımız tarafından dile getirilecektir. Bu tedbirler alındığı ve sektör desteklediği takdirde inşallah bu olayı hep birlikte daha az zararla kapatmak için elimizden geleni yapacağız."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
--------------
- Sururi Çorabatır açıklama
- Kent manzara detay

HABER: Mehmet ÇINAR -KAMERA: Tolga YILDIRIM /ANTALYA, ()

============================

5 ÇOCUK ANNESİ, EVİNDE BIÇAKLANARAK ÖLDÜRÜLDÜ

SAMSUN'un Bafra ilçesinde evli ve 5 çocuk annesi Gönül G. (55), evinde bıçaklanarak öldürüldü. Polis, cinayet şüphelisi olarak kadının akli dengesi yerinde olmadığı belirtilen oğlu B.G.'yi yakalamak için çalışma başlattı.
Olay, öğle saatlerinde Bafra ilçesi Dededağı Mahallesi'nde meydana geldi. Gönül Güngör'ü ziyarete giden komşuları, kapının açık olduğunu fark etti. İçeri giren komşular, dağınık olan evde, G.'yi kanlar içerisinde yerde yatarken buldu. İhbar üzerine eve polis ve sağlık ekibi sevk edildi. Sağlık ekibinin yaptığı kontrolde, vücudunda bıçak darbeleri olan Güngör'ün öldüğü tespit edildi. Yapılan incelemenin ardından Gönül G.'nin cansız bedeni, otopsi için Bafra Devlet Hastanesi'nin morguna kaldırıldı.
Komşuların ifadelerinden yola çıkan polis ekipleri, olayı gerçekleştirdiğinden şüphelenilen kadının akli dengesi yerinde olmayan oğlu B.G.'yi yakalamak için çalışma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
-Evin önünde bekleyen kalabalıktan detaylar
-Detaylar

Haber-Kamera: Ayhan AYDEMİR/BAFRA, (Samsun), ()

===========================

HRANT DİNK CİNAYETİNCE YARGILANAN EMEKLİ İSTİHBARATÇI ÖLDÜRÜLDÜ

GAZETECİ Hrant Dink cinayetinde olay yerinde olduğu iddiasıyla tutuklandıktan sonra dava sürecinde tahliye olan emekli jandarma istihbaratçı astsubay Şeref Ateş, Düzce'de otomobilinde uğradığı silahlı saldırıda yaşamını yitirdi.
Olay, gece saatlerinde, Kuzey Çevre Yolu Çavuşlar Mahallesi mevkiinde meydana geldi. Şeref Ateş, yönetimindeki 81 DE 868 plakalı otomobille ilerlerken, yanına yaklaşan beyaz bir otomobilden ateş açıldı. Saldırganlar hızla olay yerinden uzaklaşırken, yoldan geçen sürücüler, polis ve sağlık ekiplerine haber verdi. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen sağlık ekibi, aracında kanlar içinde, hareketsiz bulunan Şeref Ateş'in hayatını kaybettiğini belirledi.
Yapılan incelemenin ardından Şeref Ateş'in cansız bedeni, otopsi yapılmak üzere morga kaldırıldı. Polis, saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.
ATEŞ, 2017'DE TAHLİYE EDİLMİŞTİ
Düzce'de oturan Şeref Ateş'in, Dink cinayetinin planlaması ve uygulanması için Dink'in evinin bulunduğu ve sahibi olduğu Beyaz Adam Yayıncılık işyeri çevresinde keşif faaliyetinde bulunan kişilerle irtibat halinde olduğu, askeri hiyerarşik yapıda üst rütbede görev yapan kişilerin Ateş'e 'Abi' dediği iddia edilmişti. Savcılık da bu durumu FETÖ içinde yasal hiyerarşi dışında örgütsel bir yapılanma ve örgüt içerisinde bulunduklarını teyit eder nitelikte olduğu değerlendirmesinde bulunmuştu. Mahkeme heyeti 2016'da tutuklanan Ateş'in, 2017'de görülen duruşmada tahliyesine karar verdi. Heyet tahliyeyi, "HTS kayıtlarındaki baz bilgilerinin cinayet tarihi, saati ve yeriyle örtüşmemesine, Adli Tıp Kurumu'ndan gönderilen 10 Ekim 2017 tarihli raporda, 'olay mahallinde (Şişli) olduğu iddia edilen kişilere ait görüntülerin sanıklarla uyuşmadığı' bilgisinin yer almasına ve tutuklu kaldıkları süreye" göre kararlaştırdı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
Emniyet Müdürlüğünün görüntüsü
Morgun önünde görüntü
Savcının morga girmesi
Anons
Ölen kişinin fotoğrafları

HABER-KAMERA: Tezcan SOLMAZ / DÜZCE, ()

==============================

KORONAVİRÜSE KARŞI DEZENFEKTE İLAÇLAMASINA BÜYÜK TALEP

EDİRNE'de, iş yerlerinin dezenfekte işlemi için başvurduğu Erkan Erkoyun (33), koronavirüs önlemleri nedeniyle çok fazla talep aldıklarını ve talebe yetişmekte zorlandıklarını söyledi. 
Türkiye'de ilk koronavirüs vakasının görülmesinin ardından iş yerlerine dezenfekte ilaçlaması yaptırmak isteyenlerin sayısında da ciddi artış yaşandı. Yaklaşık 85 bin nüfuslu Keşan ilçesinde dezenfekte ilaçlaması yapan tek firma olduklarını belirten ilaçlamacı Erkan Erkoyun, talebe cevap vermekte zorlandıklarını söyledi.
'TELEFONLARIMIZ SUSMAZ OLDU'
İlk koronavirüs vakasının açıklanmasının ardından ilaç yaptırmak için talep patlaması yaşadıklarını belirten Erkoyun, "Telefonlarımız susmaz oldu. İnsanlar ister istemez tedirgin durumdalar. Bu hastalığın görüleceğini biliyorlardı ama işlerini son güne bıraktılar. Bu nedenle bizde de yoğunluk oluştu. Talebe yetişmeye çalışıyoruz. Özellikle okullar, iş yerleri ve toplu taşıma araçları için çok fazla talep var" dedi.
'PARADAN ZİYADE HALK SAĞLIĞINI ÖNEMSİYORUZ'
Erkan Erkoyun, insanların bu gibi salgın hastalık durumlarında sağduyulu olmaları gerektiğini ifade ederek, "Bu hastalık bulaşıcı ve ölümcül. Bu nedenle evlerinde de dezenfekteye önem vermeliler. Evlerde özellikle çamaşır suyu kullanılmalıdır. Çamaşır suyuyla özellikle ellerin sık dokunduğu kapı kolları, musluklar silinmelidir. Bizim uyguladığımız ilaçlama enfeksiyon risklerini azaltıyor. Kapalı ortamlarda, ilaçlamayla tüm mikroplar ölüyor. Ücreti de metrekare bazın değişiyor. Metrekaresi 1 liradan başlıyor. Ancak paradan ziyade halk sağlığını önemsiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
-İlaçlamacının makinesini hazırlaması
-Özel kıyafet ve maskeyle ilaçlama yapması
-İşyerinden genel gör.
-İlaçlamacı Erkan Erkoyun röp.
-Detaylar

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),()

===========================================

KAHRAMANMARAŞ'TA OKULLAR DEZENFEKTE EDİLİYOR
 
KAHRAMANMARAŞ'ta resmi ve özel tüm okullar İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından koronavirüse karşı dezenfekte ediliyor. Ayrıca tedbir kapsamında dün yapılması planlanan İstiklal Marşı'nın kabulünün yıldönümü programı ertelendi.
Türkiye'de koronavirüs vasının görülmesiyle alınan tedbirler de artırıldı. Kahramanmaraş İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından il genelindeki tüm okullarda dezenfekte çalışmaları başlatıldı. İl Milli Eğitim Müdürü Cemal Yılmaz, çalışmalar kapsamında resmi ve özel anaokulu, ilk, orta ve liselerden oluşan 1050 okulun dezenfekte edileceğini söyledi. Yılmaz, koronavirüsle mücadele konusunda Bakanlığın belirlediği program dahilinde okullarda dezenfekte çalışması başlatıldığını belirterek, şöyle konuştu:
"Program dahilinde Kahramanmaraş'ımızdaki 11 ilçemizde resmi ve özel tüm okulların tamamında dezenfekte çalışmalarını hafta başı itibariyle başlatmıştık. Her gün bir program dahilinde hem yerel imkanlar, hem kamu imkanları hem de belediyelerimiz ve diğer kamu kuruşlarının katkılarıyla okullarımızı dezenfekte ediyoruz. Özellikle bu işi takip etmek üzere İl Milli Eğitim Müdürü yardımcımız başkanlığında bir komisyon oluşturduk. Komisyonumuz 7/24 okullarımızı, özellikle okullarımızın akşam üstü tatile girdiği andan itibaren geç saate kadar okullarımızın dezenfekte çalışmalarını takip ediyor. Zannediyorum 1-2 gün içerisinde tüm okullarımızın dezenfekte çalışmalarını tamamlamış olacağız. Özellikle öğrencilerimizin yoğun bir şekilde kullandığı musluklar, kapı kolları ve metala bulaşıp daha kalıcı olduğu için metal alanlar başta olmak üzere ilgili yerlerin temizlik işleri düzenli bir şekilde yapılıyor. İnşallah bir sıkıntı oluşmayacak diye ümit ve temenni ediyoruz. Sadece okulun dezenfekte edilmesi yetmiyor, öğretmen, öğrenci ve velilerimizin sürekli ellerini yıkaması, hijyene dikkat etmeleri gerekiyor." 
Okulların dezenfekte edilmesinde kimyasal madde tedarik edilmesi konusunda katkı sağlayan Mustafa Uludağ ise İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından belirlenen 3 okulu ücretsiz olarak her hafta dezenfekte edeceğini söyledi. Uludağ, "Dezenfektasyon olarak çamaşır suyunun hammaddesi olan sodyum klorür sıkıyoruz. Ayrıca firmamıza ait ozon cihazı ile de kapalı alanların içerisine ozon veriyoruz 10'ar dakika. Daha sonra da genel temizlik yapılıp havalandırmaya bırakıyoruz. Böylece yavrularımızı bu virüsten biraz daha korumuş oluyoruz" dedi.

PROGRAMLAR İPTAL EDLİYOR
Öte yandan dün yapılması planlanan İstiklal Marşı'nın kabulünün yıldönümü programı da ertelendi. Konuyla ilgili İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada şöyle denildi:
"Sağlık tedbirleri nedeni ile tüm salon programları ileri bir tarihe ertelenmiş ve dolayısıyla yarınki (Perşembe) yapılacak olan 'İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Programı da ileri bir tarihe ertelenmiştir."

ÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-------------------------------
- Dezenfekte çalışmaları
- Cemal Yılmaz ile röp.
- Dezenfekte çalışmalarından detay

Haber-Kamera: Ömer KOÇ / KAHRAMANMARAŞ,()

===========================================

KAHRAMANMARAŞ'TA FOTOKAPANLA VAŞAK GÖRÜNTÜLENDİ
 
KAHRAMANMARAŞ'ın Elbistan ilçesi kırsalında nesli tükenmekte olan vaşak, fotokapana yakalandı. Bu görüntü, yıllardır bölgede varlıkları bilinen vaşakların canlı olarak kaydedilen ilk görüntüsü oldu.
Doğa Koruma ve Milli Parklar Kahramanmaraş Şube Müdürlüğü, hem hayvanların popülasyonlarını takip etme, hem de kaçak avcılara karşı koruma adına il genelinde dağlık alanlara fotokapanlar yerleştirdi. Elbistan'ın kırsalına yerleştirilen kapanlardan birine nesli tükenmekte olan vaşak takıldı.
Görüntüleri Doğa Koruma ve Milli Parklar Malatya Bölge Müdürlüğü sosyal medya hesabında paylaştı. Aynı zamanda bu görüntü, Kahramanmaraş'ta varlıkları yıllardır bilinen vaşakların canlı olarak kaydedilmiş ilk görüntüsü oldu. Kasım 2019'da Nurhak ilçesinde bir vaşak tüfekle vurularak öldürülmüş, 22 Ocak'ta da Göksun ilçesinde de bir vaşağın otomobil çarpması sonucu ölüsü bulunmuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-------------------------------
-Kaya üzerindeki vaşak
-Vaşağın gidişi

Haber-Kamera: Ömer KOÇ / KAHRAMANMARAŞ,()

===========================================

ÖĞRENCİLER KORONAVİRÜSE KARŞI DEZENFEKTAN ÜRETTİ
 
ADIYAMAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri koronavirüse karşı dezenfektan üretiyor.
Okulun kimya laboratuvarında kimyager ve öğretmenler gözetiminde lise öğrencileri tarafından üretilen dezenfektanlar Adıyaman ve ilçelerdeki okulların koronavirüse karşı temizliğinde kullanılmaya başlandı. 
Dezenfektan; saf su, sodyum hipoklorit, izopropil alkol ve çeşitli dezenfekte edici kimyasal maddelerden üretiliyor. Çeşitli temizlik ürünleri ürettiklerini belirten Adıyaman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Kimya Teknolojileri alan şefi Meral Küçüker, şöyle dedi:
"Bölümümüzde biz şu ana kadar çeşitli temizlik malzemeleri üretimini gerçekleştiriyorduk. Koronavirüse karşı birtakım tedbirler alınması gerekiyor. Bu kapsamda biz kimya teknolojileri alanı olarak Adıyaman merkez, ilçeler ve tüm köydeki okullar olmak üzere hepsine dezenfektan madde üretimi gerçekleştirmeye başladık. Bu üretimimize çok hızlı bir şekilde devam edeceğiz. Yüzlerce ton dezenfektan üretimi yapılacak. Bu üretimler neticesinde okullarımız ilaçlanacak, dezenfekte edilecek ve böylece çocuklarımız her çeşit virüse karşı korunma amacıyla tedbir alınmış olunacak. Bunu biz sadece Adıyaman için yapmıyoruz çevre illerden de oldukça faza sipariş var. Milli Eğitim Bakanlığı talimatı doğrultusunda Türkiye genelindeki kimya teknoloji alanları bu virüse karşı dezenfektan üretimine görevlendirildi. Bu konuda bize ve öğrencilerimize büyük sorunluluklar düşüyor ve bizlerde elimizden gelen çabayı gayreti gösterip sorumluklarımızı yerine getireceğiz ve bu dezenfektanı en iyi şekilde üretmek için çalışacağız. Depolarda bidon ile bütün kamu ve kuruluşlarına, okullara teslimatlarını gerçekleştireceğiz. Bugün başladık daha 1 ton 100 kilo kadar bir üretimimiz oldu aciliyetle yapılması gerekiyordu elimizdeki malzemeyle bugün bunu yaptık ama yarın TIR'lar burada olacak ve yarından itibaren günlük 30 ton ile 50 ton arası üretim yapmayı planlıyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-------------------------------
- Adıyaman Teknik ve Meslek Lisesi
- Öğrencilerden görüntü
- Dezenfekten yapılışı
- Öğrencilerin okulları ilaçlaması
- Öğrenci Meral Küçüker ile röportaj
- Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Mahir ALAN / ADIYAMAN,()

=========================

ERZURUM'UN TARİHİ YERLERİNDE İSTİKLAL MARŞI OKUDULAR

ERZURUM merkez Palandöken ilçesindeki Kazım Karabekir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmen ve öğrencileri, kentin tarihi yerlerinde İstiklal Marşı okudu. Öğretmen ve öğrenciler, okulun bahçesinde ise ay yıldız figürü oluşturdu.

İstiklal Marşı'nın kabulünün 99'uncu yıl dönümü nedeniyle Kazım Karabekir Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğretmenleri Hasan Çavuşoğlu, Enes Deligöz, İdris Erdinç okulda yarışma düzenledi. Öğrencilerin katıldığı yarışmada İstiklal Marşı'nı en iyi okuyan öğrenciler belirlendi. Öğrenciler, başta Aziziye Tabyası olmak üzere Erzurum Kalesi, Çifte Minareler gibi farklı yerlerde İstiklal Marşı'nı seslendirdi. Drone kameralarıyla da görüntülenen etkinliğin sonunda öğrenciler okul bahçesinde ay-yıldız figürü oluşturdu. Yaklaşık 200 öğrenci, ay-yıldız figürüyle selam durarak Suriye'deki güvenlik güçlerine destek verdi. Sosyal medyada paylaşılan görüntüler büyük ilgi gördü. 

Okul öğretmenlerinden Hasan Çavuşoğlu, Şah Fırat, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve son olarak Bahar Kalkanı harekatına katılan şehitler için bu etkinliği düzenlediklerini belirtti. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Aziziye Tabyası ve Erzurum drone görüntüleri
-Değişik mekanlarda İstiklal Marşı okunması
-Öğrencilerin bahçede ay-yıldız figürü oluşturması
Haber: Salih TEKİN / ERZURUM, ()

Haber Kodu : 200312019

=========================

KURU DALLARA HAYAT VERİYOR 

ERZURUM'un Oltu ilçesinde saat tamircisi Sefa Polat (77) 35 yıldır kuru dal parçaları ve çakıl taşlarını küçük dokunuşlarla biblolara çeviriyor. 

Sefa Polat, Karabekir Mahallesi Şendurak Sokaktaki apartmanın bir katını atölyeye dönüştürdü. Kuru dallara ve çakıl taşlara hayat vererek sanata dönüştüren Polat, 300'e yakın eser yaptı. Hayvan figürlerinden, meyvelere kadar farklı objeler yapan Polat, bunları odasında sergiliyor. Atölyesinin kapısını henüz kimseye açmadığını belirten evli 4 çocuk babası Sefa Polat, "Bu biboları yaparken huzur buluyorum, mutlu oluyorum. El oyması ile 300'e yakın özgün çalışma yaptım. Yaptığım bibloların eşi benzeri başka bir yerde bulma şansınız yok. Doğada dolaşırken yere düşmüş kuru dalları alırım. Doğadaki yaprakları incelerim, kendimce çizimler yapar, sonrada onları dal parçalarına işlerim. Yaptığım bazı ürünlere saat makinası takarım" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Ev atölyesine giriş 
-Polat'ın dalları kucağında getirmesi 
-Sefa Polat'ın dalları kesmesi     
-Çalışmalarından detaylar
-Sefa Polat ile röp.
Haber-Kamera: Murat AYDIN / OLTU (Erzurum), () 

=========================

ÖNCE BİRBİRLERİNE VURDULAR, SONRA GÖBEK ATTILAR

ERZURUM'da, Şengel ve Sancak Atlı Spor Kulüplerinin "Kara cirit" dedikleri kuralsız oynanan gösteri maçında nefes kestiler. At üstünde eliyle bir ok gibi fırlattığı ciriti rakibine isabet ettiren ciritçiler, izleyiciler tarafından ayakta alkışlandı. Yaklaşık 1,5 saat süren özel maçta birbirlerine acımasızca vuran gençler, daha sonra çalan davul zurna eşliğinde halay çekip, göbek attı.
Merkez Aziziye İlçesinin Ilıca Mahallesindeki cirit sahasında, Şengel ve Sancak Atlıspor Kulüpleri arasında yapılan gösteri maçını büyük bir dikkat ve heyecanla izleyen cirit severler, hop oturup hop kalktılar. Türklerin Orta Asya'dan Anadolu'ya getirdikleri, asırlardan beri sürdürdükleri gelenekler arasında 'savaş oyunu' olarak yer alan cirit, Erzurum'da özellikle köylerde yaşayanların vazgeçemediği en önemli spor dallarından biridir. 'Yaz-kış' demeden her mevsim oynanan cirit müsabakalarına vatandaşlar büyük ilgi gösteriyor. Sporcuların rakibini vurması ya da atılan ciridi havada yakalaması gibi 'artistik hareketleri' İspanyollar gibi 'oley' diyerek alkışlıyor. Ata sporu cirit bölgede özellikle Erzurum ve Kars'ta büyük ilgi görüyor. Köyde yaşayanlar, at binmeyi ve cirit atmayı çocuk yaşlarda öğreniyor.
Gösteri maçında puanlama olmaması nedeniyle Şengel ve Sancak Atlı Spor Kulüplerinin sporcuları oynanan dostluk maçında izleyicilere heyecanlı dakikalar yaşattı. Dörtnala sürdükleri atlarıyla yakaladıkları rakiplerine ellerindeki ciritleri bir ok gibi fırlatarak vuran sporcular, maç bitimi ile birlikte atlarından inip sahanın ortasında rakip oyuncularla birlikte çalan davul zurna eşliğinde halay çekip, göbek attılar. Sahada yaşananların sahada kaldığını söyleyen Sancak Atlı Spor Kulübü sporcularından Muhammed Sarıca, "Sahanın içinde olan sahada kalır. Ama sahanın dışında hepimiz can, ciğeriz. Kendi imkânlarımızla ata sporumuz cirite sahip çıkıyoruz. Maçlarımız çok zevkli ve heyecanlı geçiyor. İzleyiciler arasında zaman zaman kadınlarda oluyor. Herkesi bekliyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Cirit sahasında toplanan ciritçiler
-Davul zurna ekibinden detay 
-Cirit izlemeye gelen vatandaşlar ile röp
-Muhammet Sarıca ile röp
-Ciritçilerin davul zurna eşliğinde sahada oynaması 
-Cirit izleyen vatandaşlardan detay 
-Cirit müsabakasından detay 
Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU / ERZURUM,()

 Haber Kodu : 200312053

=========================

EVİNİN BALKONUNDA SÜS SAKSISI ÜRETİYOR
 
SİVAS'ın İmranlı ilçesinde ev kadını Ayşenur Dilek (53), ürettiği çiçek saksılarını satarak ailesine maddi destek sağlıyor. Evinin balkonunu atölyeye çeviren Dilek'in yaptığı ve çeşitli renklerle süslediği saksılar ilgi görüyor.

İmranlı ilçesinde yaşayan 2 çocuk annesi Ayşenur Dilek, iltihaplı romatizma hastası eşi İsmet Dilek'i 2006 yılında kaybetti. Tek başına hayat mücadelesi veren Dilek, bir süre eşinin emekli maaşı ile geçimini sağladı. Ayşenur Dilek, yeğeni Begüm Kavruk'un teşvikiyle süs çiçek saksıları üretmeye başladı. Çeşitli renkler ve desenlerde süs saksıları yapan Dilek, ailesine maddi destek sağlıyor. Dilek, yaptığı saksıları ise çeşitli fiyatlardan satıyor. Günde 4 ila 5 defa saksılara beton dökümü yapan Dilek'in çalışmaları ilgi görüyor.

'HOBİ OLARAK YAPIYORUM'
Saksılarla hobi olarak uğraştığını belirten Ayşenur Dilek, "Bu mesleğe çok sevdiğim yeğenimin bana silikon kalıp yollamasıyla başladım. Daha sonra ben de 1 torba çimento aldım. O şekilde başladım. Bunu ilerlettim Allah'a çok şükür. Beton saksı yapıyorum. Ayrıca çiçek üretimi yapıyorum. Sukulent, kaktüs, tespih çiçeği, bebekler için kırk mevlidi, 1 yaş, doğum gibi yerlere ürün yapıyorum. Bir ofisim yok. Evde küçük bir balkonum var. Hobi olarak uğraşıyorum. Evimin de geçimini aşağı yukarı bu meslekten yapıyorum. Eşimden kalan emekli maaşım da var. Boş durmuyorum. Hobi olarak yapıyorum. Ben kadınların sesi olmak istiyorum" dedi. 

'DESTEK BEKLİYORUM'
İlçede kendisine özenip çeşitli alanlarda ailelerine maddi destek sağlamak için el sanatları ile uğraşan kadınlar olduğunu söyleyen Dilek, "Arkadaşlarımdan heveslenip yapmak isteyenler var. Ama yapamayanlar da var. Yapıp satışını yapamayanlar da var. Ben yapıyorum ama satışını çok az yapıyorum. Ben büyüklerimizden satışa sunulması açısından destek bekliyorum. Benim gibi İmranlı'daki kadınlar da destek bekliyor. Günde 4 kere döküm yapıyorum. 5 saate betonlar kuruyor. Peteğin üzerine diziyorum. Gece saatlerine kadar beton döktüğümü biliyorum. Saksılar sapa sağlam. Yere düşürüp kırılmadığı sürece herhangi bir sıkıntı yoktur" diye konuştu. 

Görüntü Dökümü:
-Evden görüntüler
-Atölye olarak kullandığı balkonu
-Saksı üretim aşamasından görüntüler
-Ürettiği saksılar
-Konuşmaları

Haber-Kamera: Hüsnü Ümit AVCI-Mert Taha VAROL/İMRANLI(Sivas), ()

 Haber Kodu : 200312021

==================================

BELEDİYE ÇALIŞANLARI MESAİYE İSTİKLAL MARŞI OKUYARAK BAŞLADI 

ÇANKIRI Belediyesi çalışanları, 12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü nedeniyle bugünkü mesailerine İstiklal Marşı okuyarak başladı.
Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen ve belediye çalışanları, 12 Mart İstiklal Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü nedeniyle sabah belediye önünde bir araya geldi.  Burada konuşan Başkan Esen, "Milli Marşımızın yazarı üstat Mehmet Akif Ersoy'u rahmet ile anıyor, aziz şehitlerimizin hatırası önünde minnetle eğiliyorum. Bizler de bugün İstiklal Marşımızın kabulünün 99'uncu yıl dönümünde marşımızı coşku ile okuyarak mesaimize başlayalım istedik. Bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi, 'vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.' Olmamız gereken saatte görevimizin başında olarak ve özveri ile çalışarak devletimize ve milletimize var gücümüzle katkı sağlamaya devam edeceğiz" dedi. Başkan Esen ve çalışanlar daha sonra İstiklal Marşı'nı okuyarak mesaiye başladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------------
-Belediyeden görüntü
-Çalışanlardan görüntü
-Başkan Esen'in konuşması
-İstiklal Marşı'nın okunması

Haber-Kamera: Ramazan SARICI/ÇANKIRI, ()

==================================

KENDİNE ACIMAYI BIRAKTI, ATLETİZMDE ALTINA ULAŞTI
 
DOĞUŞTAN bedensel engelli olması nedeniyle çocukluğunda evden dışarı çıkmayan ve kendisine acıdığını anlatan tekerlekli sandalye milli takım sporcusu Zübeyde Süpürgeci (27), "Sporla hayatım değişti. 2018'de Akdeniz Oyunları'nda paralimpik atletizmde ilk altın madalya alan kadın sporcuyum. Şimdiki hedefim Tokyo Olimpiyat Oyunları'na katılmak" dedi.

İstanbul'da oturan Zübeyde Süpürgeci, doğuştan bedensel engelli olması nedeniyle çocukluğunda zamanının büyük bölümünü evde geçirdi. 18 yaşında Bağcılar Belediyesi'nde engelli sporcuların antrenmana götürüldüğü servisin şoförlüğünü yapan komşusunun yönlendirmesiyle spora başlayan Zübeyde Süpürgeci'nin hayatı, tekerlekli sandalye atletizm branşındaki başarılarıyla değişti. İlk katıldığı Türkiye şampiyonasında birincilik elde eden Zübeyde Süpürgeci, evden dışarı çıkmayan asosyal bireyken sporla hayata tutundu.

Spora başladığı ilk yıllarda yaşadığı zorlukları anlatan Zübeyde Süpürgeci, "2011 yılında spora başladım. Benim için ilk zamanlar çok zordu. Sürekli evde olduğum, benden başka engelli yokmuş gibi yaşadığım için üzülüyordum. İlk defa kalabalık olarak engellileri görüyordum. Kendi aralarında şakalar yapıyorlardı. Kendileriyle dalga geçebilmelerine şaşırıyordum. Bana ilginç geliyordu. Ben eskiden evden çıkmazdım. Tek engelli ben gibi yaşardım. Kendime acırdım. Etrafımdakiler de bana acıyarak bakıyordu. Tekerlekli sandalye atletizm çok zor bir spor. Eğilerek yapılıyordu, eldiven de olsa elimiz acıyordu. Ben zorlandığımı söylemeye utanıyordum. Çünkü konuşkan biri değildim. Antrenmanlar devam etti ve ilk katıldığım Türkiye şampiyonasında birinci oldum. Avrasya Maratonu'nda birinci oldum. Antrenörlerim bana güvendi ve başarılarımın devamı geldi" diye konuştu.

'TÜRKİYE VE AVRUPA ŞAMPİYONU OLDUM'
Sporla değişen hayatını ve hedeflerini anlatan Zübeyde Süpürgeci, "Önceden okuldan eve giden, evden dışarı çıkmayan biriydim. Spor sayesinde şimdi yurt içi ve yurt dışına şampiyonalara gidiyorum. Sporla hayatım değişti. Türkiye, Avrupa şampiyonu oldum. 2018'de Akdeniz Oyunları'nda ilk altın alan kadın sporcuyum. 2016 Rio Olimpiyat Oyunları'na katıldım. Şimdiki hedefim Tokyo Olimpiyat Oyunları'na katılmak" dedi.
Başarılarıyla 'altın kız' olarak tanınan Zübeyde Süpürgeci, antrenörü Ömer Cantay yönetiminde Antalya kampında, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları vizesi alma hedefiyle çalışmalarına devam ediyor. 14 Mart'ta Dubai'de yapılacak Para Atletizm Grand Prix'de yarışacak Zübeyde Süpürgeci, dereceye girmesi halinde Tokyo'da yarışmaya hak kazanacak.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Antrenmandan detay görüntüler
- Zübeydeden detay görüntüler
- Takım arkadaşları ile çalışırken detay görüntüler
- Drone görüntüleri
- Zübeyde ile röp

HABER: Tolga YILDIRIM- KAMERA: Emrah GÜL /ANTALYA, ()

 Haber Kodu : 200312023

==================================

DİŞ HEKİMİNİN MEKANİK SAAT MERAKI
 
BURDUR'da, serbest diş hekimliği yapan Günhan Özilhan (37), boş vakitlerini mezatlardan satın aldığı mekanik saatlerin bakım ve tamiratıyla değerlendiriyor. Genellikle evinde çalışan, muayenehanesinde ise hasta olmadığı sırada tamirat ve bakım yapan Özilhan, "Bu beni ciddi anlamda motive ediyor. Ayrıca çok ciddi bir deşarj sebebi. Günün yorgunluğunu, stresi her şeyi unutuyorsun" dedi.

Burdur merkezde serbest diş hekimi olarak çalışan Günhan Özilhan, Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden 2008 yılında mezun oldu. 2009 yılından itibaren Burdur merkezde muayenehanesinde hasta kabul eden Özilhan, geçen yıl şubat ayında katıldığı bir mezatta satın aldığı mekanik saatle saat tamirine merak saldı. Mezattan temin ettiği saatlerin bakım ve tamiratını yapan Özilhan, çoğunlukla evinde çalışıyor. Muayenehanesinde ise hasta olmadığı sırada hobisiyle uğraşan Günhan Özilhan, bu merakın nasıl başladığını Demirören Haber Ajansı'na () anlattı.

'MEZATTAN SAAT ALARAK BAŞLADIM BU İŞE'
Özilhan, "Eskiden bu yana antika eşyalara merakım hep vardı. Daktilo, fotoğraf makinesi biriktirmeye çalıştım. Burdur'daki, çevre illerdeki ve internetteki mezatlardan bunları edindim ama bunların üzerinde fazla yoğunlaşamadım. Geçen sene şubat ayında Burdur'daki bir mezattan saat alarak başladım bu işe. Aldığımda çalışıyordu. 2-3 gün sonra saat arıza yaptı. Burdur'daki bir saatçiye götürdüm arızayı tespit ederek tamir etti. Ben de o tamir ederken neler yaptığına baktım. Anladım ki bu yapılamayacak bir şey değil. Sonra 'ben de bunu açarım, yaparım' diye saati açtım, bozdum ve toparlayamadım. Daha sonra internet üzerinden bozuk saat ve parçaları alarak bunları tamir etmeye başladım. Şu anda yapılmış saat almıyorum" dedi.

'TAMİRİN YANI SIRA KOZMETİĞE DE ÖNEM VERİYORUM'
Bir yıl içerisinde her şeyiyle faal olarak çalışan 100'e yakın mekanik kol saatine sahip olduğunu anlatan Özilhan, "Tamirin yanı sıra kozmetiğe de önem veriyorum. Ben bu saatleri koleksiyon olarak değerlendiriyorum. Kasasını, parlatmasını, cam değişimini, kordon değişimini özellikle yapıyorum. Bazı arkadaşlarım cep saati tamiratına da girmem gerektiğini söyledi. Kullanamayacağım için cep saatini hiç düşünmedim. Sadece bir tane dededen kalma cep saatim var" diye konuştu.

'TOPLANMAYI BEKLEYEN 100'E YAKIN SAATİM VARDIR'
Bazen bir saati toplamanın 6 ayı bulduğunu anlatan Özilhan, "Bazen saatin bir parçası eksik oluyor ve ben bunu bir şekilde temin etmeye çalışmıyorum. Bir gün karşıma bir yerden çıkacak ve ben onu yerine yerleştireceğim. Bu şekilde toplanmayı bekleyen 100'e yakın saatim vardır" dedi.

'BU BENİ CİDDİ ANLAMDA MOTİVE EDİYOR'
Evde, 2 yaşındaki kızını uyuttuktan sonra çalışmaya başladığını da söyleyen Günhan Özilhan, şöyle dedi:
"Çünkü parçalar çok küçük. Kızım da 2 yaşında o parçaları yutma riski var. Kızımı uyuttuktan sonra 12'de başlayıp gece 2-3'e kadar çalıştığım oluyor. Muayenehanemde de çeşitli tamir aletlerim var. Gün içinde hasta aralarında muayenehanemde çalışıyorum. Birçok kişi 'yoruluyorsun, zaten çok yoğunsun buna nasıl zaman ayırıyorsun' diyor. Evet buna zaman ayırıyorum gece 3'e kadar çalıştığım zamanlar oluyor ama o gün ben bir veya iki tane saat toplayabildiysem sabahleyin onun mutluluğu içerisinde uyanıyorum. Bu beni ciddi anlamda motive ediyor. Ayrıca çok ciddi bir deşarj sebebi. Günün yorgunluğunu, stresi her şeyi unutuyorsun. O üç saatlik sürede hiçbir şey hatırlamıyorsunuz ve o saatin mekanizmalarının, dişlilerin oynadığına, çarkların döndüğüne odaklanıyorsunuz. Nerede ne hata var bunu bulmaya çalışıyorsunuz ve bu üç saatte gerçekten deşarj oluyorum."
Zaman zaman Burdur merkezdeki saatçi esnafı İsmail Can'dan teknik destek aldığını ve öğrenmesi gereken çok şey olduğunu da kaydeden Özilhan, Burdur'da elinde bu miktarda mekanik saat bulunan tek kişi olduğunu belirtti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
- Diş tedavi ederken
- Muayenehanesinde çalışırken
- Evinde çalışırken
- Evdeki saatlerden
- Günhan Özilhan ile röportaj
- Detay

(HABER -KAMERA: Mesut MADAN /BURDUR, ()

Haber Kodu : 200312033

==================================

İNSAN VE SOKAK HAYVANLARINA ADANAN BİR ÖMÜR
 
MUĞLA'da saniyelerin önemli olduğu yangın, doğal afet ve kaza gibi olaylara yetişmeye çalışan 112 Acil Servis'te görevli ambulans şoförü Edip Demirel (41), boş zamanlarında kendini sokak hayvanlarına adadı. Hazırladığı yemeklerle kedi ve köpekleri besleyen Demirel, kuşların su ihtiyacı için ise istasyonun çitlerine bidonlar astı.

Göktepe Mahallesi'ndeki 7 Nolu Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu'nda görevli ambulans şoförü, evli ve 2 çocuk babası Edip Demirel, davranışıyla takdir topluyor. Demirel, ilk olarak karnı acıkınca istasyon bahçesine gelen 2 kedi ile 1 köpeği beslemeye başladı. Kedilerin sayısı bir anda 12'ye, köpeklerin sayısı ise 3'e ulaştı. İnsan yaşamı için saniyelerle yarışan Demirel, sokak hayvanları için duyarsız kalmadı. Demirel, vaka ihbarı olmadığı zamanlarda pilav, makarna, köfte, tavuk çorbası pişirip, hayvanları elleriyle besliyor. Edip Demirel, kuşların da su ihtiyacı içinde istasyon bahçesindeki çitlere su dolu 22 bidon astı.

'BİZ ONLARI, ONLAR DA BİZİ ÇOK BENİMSEDİ'
Sokak hayvanları için öğle yemeğini fazla pişirdiklerini belirten Demirel, "Evde bayatlayan ekmeklerimizi de buraya getiriyoruz. Yürüyüş yaptığımız zaman köpeklerimiz bizi yalnız bırakmıyor. Kadın arkadaşlarımızın koruyucuları diyebiliriz. Biz onları, onlar da bizi çok benimsedi. Hayvanı sevmeyen, insanı zaten sevmez. Bu mesajın yeterli olduğunu düşünüyorum" dedi.
Yazın sebze yetiştirmek için istasyon bahçesini traktörle süren Demirel, "24 saatimiz nöbette geçiyor. Domatesimizi, biberimizi ve salatalığımızı burada yetiştiriyoruz. Hem ekonomik oluyor, hem de taze taze kopartıp yiyoruz. 3-4 ay boyunca sebze ihtiyacımızı karşılıyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: 
-Edip Demirel'in traktör ile bahçeyi sürmesi
-Sokak hayvanları için yemek pişirmesi 
-Hayvanlara yemek yedirmesi
-Çitlere asılı bidonlara su doldurması
-Edip Demirel ile röp. 

(Haber: Cavit AKGÜN- Kamera: Aykut KURT / MUĞLA, )

 Haber Kodu : 200312041

============================

İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULÜNÜN 99'UNCU YIL DÖNÜMÜNDE ÖZEL KOREOGRAFİ

MERSİN'de 500 öğrenci, İstiklal Marşı'nın kabulünün 99'uncu yılı ve Mehmet Akif Ersoy'u Anma Günü etkinlikleri kapsamında farkındalık yaratmak için özel bir koreografi hazırladı.

Mersin'in merkez Akdeniz ilçesinde, kentin en köklü eğitim kurumu olan Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesi, beden eğitimi öğretmenleri Osman Bayram, Tarkan Ulubaba ve müzik öğretmeni Eda Tekindağ, İstiklal Marşı'nın kabulü ve Mehmet Akif Ersoy'u anma günü etkinlikleri kapsamında farklı bir projeye imza attı. Yaklaşık 15 gün süren çalışma kapsamında 500 öğrenci ile ilginç bir koreografi gerçekleştirildi. Çalışma kapsamında öğrenciler '99'uncu Yıl' yazısını bedenleri ile oluştururken bazı öğrenciler de Atatürk posteri ve Türk bayrağı açtı. Ortaya çıkan muhteşem koreografi ise havadan görüntülendi.

Müzik Öğretmeni Eda Tekindağ, "Bu projeyi hayata geçirmemizdeki en büyük neden Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesi öğrencilerinin farkındalık sahibi olmasıydı. İstiklal Marşımızın kabulü için öncelikle milli birlik ve beraberliğimizin en güzel simgesi olan bu güzel duyguyu da öğrencilerimizle yaşatmak istedik" dedi.

'2 HAFTA ÇALIŞTIK'
Beden Eğitimi Öğretmeni Tarkan Ulubaba ise projeyi 500 öğrenci ile hayata geçirdiklerini ifade ederek, "Bu çalışmayı öğrencilerimiz ve öğretmen arkadaşlarımızla birlikte 2 haftada yaptık. Bizde bayrağımıza ve İstiklal Marşı'na saygı çerçevesinde öğrencilerimizle çalışmalarımızı zevkle ve keyifle yaptık" diye konuştu.
Beden Eğitimi Osman Bayram da, kentin en eski okullarından biri olduklarını kaydederek, "Kentimizin en köklü eğitim kurumlarından biri olan Tevfik Sırrı Gür Anadolu Lisesi olarak İstiklal Marşımızın kabulünün 99'uncu yılında 99'uncu yıl yazısını yaklaşık 500 öğrencimizle hazırladık. Bu çalışmada emeği geçen öğrenci ve öğretmen arkadaşlarıma teşekkür ederim" ifadesini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-------------------------------
- İstiklal Marşı yazısınını açılması
- Öğrencilerin koşarak gelmesi
- 99'ncu yıl yazısını oluşturmaları
- Türk bayrağı ve Atatürk posterinin açılması
- Koreografiden genel ve detay görüntü
- Müzik Öğretmeni Eda Tekindağ ile röp
- Beden Eğitimi Öğretmeni Tarkan Ulubaba ile röp
- Beden Eğitimi Öğretmeni Osman Bayram ile röp

Haber-Kamera: Mustafa ERCAN / MERSİN,()

Haber Kodu : 200312030

===============================

MOTOSİKLETİYLE, OTOMOBİLİN AÇILAN KAPISINA ÇARPIP, KAMYONETİN ALTINDA KALDI

ANTALYA'nın Serik ilçesinde emekli maliyeci Mehmet Vehbi Okudan (54), seyir halindeki motosikletiyle yol kenarında duran otomobilin açılan kapısına çarptı. Yola savrulan ve arkadan gelen kamyonetin altında kalan Mehmet Vehbi Okudan ölümden döndü.
Kaza, D-400 karayolu üzerinde meydana geldi. Motosikletiyle seyir halindeki Mehmet Vehbi Okudan, Sürücüsünün kimliği belirlenemeyen otomobil yol kenarına yaklaşıp durduktan bir süre sonra aracın sürücü tarafının kapısı açıldı. Bu sırada arkadan motosikletiyle gelen Mehmet Vehbi Okudan duramayıp kapıya çarptı. Daha sonra yola savrulan Mehmet Vehbi Okudan ve motosikleti, arkadan gelen kamyonetin altında kaldı. Bir süre kamyonetin altında sürüklenen Mehmet Vehbi Okudan yaralandı.
Kazanın ardından olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Okudan yapılan ilk müdahalenin ardından Antalya'da sevk edildiği Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde tedaviye alındı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar olduğu belirlenen Mehmet Vehbi Okudan'ın, hayati tehlikesinin olmadığı kaydedildi.
OLAY ANI KAMERADA
Olay anı bir iş yerinin güvenlik kamerasına da anbean yansıdı. Görüntüde, yolun sağ tarafında duran aracın sürücü kapısı açılınca arkadan gelen motosikletin çarpıp, savrulması, sonra da kamyonetin motosikletliye çarpması yer aldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
- Olay anı güvenlik kamerası görüntüsü

HABER- KAMERA: Namık Kemal KILINÇ / SERİK (Antalya), ()

===============================

GİRDİĞİ PASTANEDE ÖNCE BAKLAVA YEDİ, SONRA SADAKA KUTUSUNU ÇALDI

BURSA'da pastaneye giren hırsız, önce baklava yedi sonra sadaka kutusunu çaldı. Hırsızlık anı, pastanedeki güvenlik kamerası tarafından kaydedildi.
Osmangazi ilçesi Sırameşeler Mahallesi'ndeki pastanede, geçtiğimiz hafta gece yarısı yaşanan hırsızlık olayı şöyle meydana geldi. Henüz açık olan pastaneye müşteri gibi giren kimliği belirsiz şüpheli, arka taraftaki çalışanları kontrol ettikten sonra tezgah üzerindeki baklavadan yedi. Sadaka kutusunu alıp, pastaneden çıktı. Bir süre sonra sadaka kutusunun yerinde olmadığını fark eden pastane çalışanları, polisi aradı.  Polis, şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.
Hırsızlık anı ise güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntüde, kimliği belirsiz şüpheli içeri girdikten sonra, çalışanları kontrol edip, bakla yemeye başlıyor. Ardından da sadaka kutusunu alıp, hızla kaçıyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------------
-Hırsızlık anı güvenlik kamerası
-Fırından detaylar

Haber: Mehmet İNAN - Kamera: Semih ŞAHİN / BURSA, ()

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.