Mustafa Sarıgül ve ailesinin de adının geçtiği kara para aklama soruşturmasında yeni gelişmeler yaşandı. Sarıgül’ün Şişli Belediye Başkanlığı dönemindeki gençlik kampları da inceleme kapsamına alındı. Gençlik kamplarından sorumlu olduğu belirtilen Abdülkadir Sezgin ile Zülfü Sümer tutuklandı. Son tutuklamalarla birlikte dosyadaki tutuklu sayısı 24'e yükseldi.
İstanbul'da yürütülen ve kamuoyunda Mustafa Sarıgül soruşturması olarak bilinen dosyada yeni bir aşamaya geçildi. Yurt içinde ve dışında kurulan şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüksek miktarda paranın aklandığı iddialarıyla başlatılan soruşturma, yeni gözaltı ve tutuklamalarla genişliyor.
Soruşturmanın son gelişmesinde, Mustafa Sarıgül'ün Şişli Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde gerçekleştirilen gençlik kampları da inceleme kapsamına alındı. Bu kapsamda gözaltına alınan Abdülkadir Sezgin ve Zülfü Sümer, çıkarıldıkları sulh ceza hâkimliğince tutuklandı.
Böylece soruşturmada tutuklu sayısı 24'e yükselmiş oldu.
GENÇLİK KAMPLARI NEDEN SORUŞTURMAYA DAHİL EDİLDİ?
Soruşturmanın dikkat çeken yeni başlığı, Sarıgül'ün Şişli Belediye Başkanlığı döneminde düzenlenen gençlik kampları oldu.
Basına yansıyan bilgilere göre tutuklanan Abdülkadir Sezgin, söz konusu dönemde gençlik kamplarının sorumlusu olarak görev yapıyordu. Zülfü Sümer de aynı soruşturma kapsamında tutuklanan isimler arasında yer aldı.
Gençlik kamplarının hangi faaliyetlerinin, hangi mali ilişkilerin ve hangi işlemlerin soruşturma konusu yapıldığına ilişkin ayrıntılı bir adli açıklama henüz kamuoyuna yansımış değil.
Bu nedenle kampların dosyaya dahil edilmesi, tek başına bu faaliyetlerde suç işlendiği anlamına gelmiyor. Soruşturmanın bu başlıktaki kapsamı ve şüphelilere yöneltilen somut suçlamalar, adli makamların açıklamaları ve dosyadaki delillerle netleşecek.
ALTI KİŞİ ADLİ KONTROLLE SERBEST BIRAKILDI
Son operasyon kapsamında gözaltına alınan şüphelilerin adliyedeki işlemleri de tamamlanmaya başladı.
Abdülkadir Sezgin ve Zülfü Sümer'in tutuklanmasına karar verilirken Müge Bayır, Gökcen Bayır, Yusuf Demir, Elif Keskinel Ülker, Hatice Kübra Arat ve Hasan Hişim hakkında adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakılma kararı verildi.
Soruşturma kapsamında firari olduğu bildirilen iki şüphelinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü aktarıldı.
SORUŞTURMA 16 EKİM'DE BAŞLADI: İDDİALARIN MERKEZİNDE MİLYONLARCA EURO VAR
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın 16 Ekim 2026 tarihinde iki Alman vatandaşının şikâyeti üzerine başlatıldığı bildirildi.
Şikâyetçiler, Türkiye'de ve yurt dışında kurulduğu belirtilen şirketler üzerinden yüksek miktarda kaynağı belirsiz paranın dolaşıma sokulduğunu, yatırım amacıyla gerçekleştirilen işlemlerin sözleşmelere uygun kullanılmadığını ve suç gelirlerine yasal görünüm kazandırılmaya çalışıldığını ileri sürdü.
Soruşturma dosyasına yansıyan iddialar arasında dikkat çekici büyüklükteki finansal işlemler bulunuyor:
-
80 milyon euro: Yatırım ilişkisi kapsamında bu tutarda bir sözleşme düzenlendiği iddiası.
-
100 milyon euro: Bu miktarda bir havale işleminin gerçekleştirildiği yönündeki iddia.
-
1 milyar euro: Kamu gücü ve nüfuz kullanılarak bu büyüklükteki bir fonun kredi yoluyla yurt dışına çıkarılmasının vaat edildiği iddiası.
-
1,5 milyon euro: Bir tekne satışına ilişkin işlem.
Söz konusu rakamlar, şikâyetçilerin ileri sürdüğü iddialar kapsamında soruşturma konusu yapıldı. Bunların tamamının gerçekleştiği veya suç teşkil ettiği yönünde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmuyor.
SARIGÜL İDDİALARI REDDETTİ: DEKONTLARIN SAHTE OLDUĞUNU SAVUNDU
Mustafa Sarıgül, hakkında gündeme gelen iddialara daha önce yaptığı açıklamalarla yanıt verdi.
Sarıgül, kendisine yönelik kamu gücünü kullanarak para transferi sağlama iddialarını reddederek milletvekili olduğunu, kamu görevlisi sıfatıyla bu tür işlemleri gerçekleştirmesinin söz konusu olmadığını belirtti.
Ayrıca şikâyetlerde dayanak gösterilen 10 milyon ve 100 milyon euroluk banka dekontlarının sahte olduğunu savunan Sarıgül, kendisine, ailesine veya şirketlerine bu tutarlarda para gelmediğini ifade etti.
Sarıgül, 27 Ekim'de şikâyetçilerle bağlantılı olduğunu öne sürdüğü beş kişi hakkında suç duyurusunda bulunduğunu da açıkladı. Kendisinin ve ailesinin mağdur edildiğini ileri sürdü.
Bu açıklamalar, soruşturma dosyasındaki iddialara karşı Sarıgül cephesinin savunmasını oluşturuyor. İddiaların hukuki değerlendirmesi ise adli makamlar tarafından sürdürülecek.
GAZETECİ MURAT AĞIREL DE DOSYADA TUTUKLU
Soruşturmanın kamuoyunda geniş yankı uyandırmasının nedenlerinden biri de gazeteci Murat Ağırel'in tutuklanması oldu.
Şikâyetçilerin, Sarıgül ailesiyle ilgili bilgi ve belgeleri Ağırel'e ilettikleri ve sonrasında tehdit edildiklerini öne sürdükleri basına yansıdı.
Ağırel ise cezaevinden yaptığı açıklamada Sarıgül ailesiyle bağlantısı olduğu iddiasını reddetti. Kendisine ulaştırılan belgeleri araştırdığını, doğrulayamadığı iddiaları haberleştirmediğini belirtti.
Gazeteci Timur Soykan da çalışma arkadaşına destek veren açıklamalar yaptı.
Gazetecilerin soruşturma kapsamında tutuklanması, basın özgürlüğü ve gazetecilik faaliyetlerinin hukuki sınırları konusunda da tartışmalara neden oldu.
SARIGÜL YENİ PARTİ'DEN İSTİFA ETMİŞTİ
Soruşturmanın siyasi yansımaları da gündemin önemli başlıklarından biri oldu.
Mustafa Sarıgül, 28 Ekim 2026 tarihinde YENİ Parti üyeliğinden istifa etti. Soruşturma sürecinde Sarıgül ailesinden isimlerin de tutuklanması, gelişmelerin siyasi boyutunu daha fazla gündeme taşıdı.
Öte yandan, Sarıgül hakkındaki bazı iddiaların ayrı değerlendirilmek üzere Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderileceği daha önce açıklanmıştı.
SORUŞTURMADA GÖZLER YENİ GELİŞMELERDE
31 Ekim 2026 itibarıyla tutuklu sayısının 24'e yükseldiği soruşturmada yeni gözaltı ve tutuklama kararlarının gelip gelmeyeceği merak ediliyor.
Özellikle gençlik kamplarının soruşturma kapsamına alınması, incelemenin yalnızca finansal ilişkilerle sınırlı kalmayıp geçmiş dönemdeki bazı faaliyetleri de kapsayacak şekilde genişlediğine işaret ediyor.
Ancak gençlik kamplarıyla ilgili hangi işlemlerin suç şüphesi oluşturduğu, şüphelilerin dosyadaki konumları ve iddiaların somut delillerle nasıl ilişkilendirildiği henüz açıklığa kavuşmuş değil.
Soruşturmanın bundan sonraki aşamasında mali kayıtlar, şirket ilişkileri, para hareketleri ve şüphelilerin ifadeleri belirleyici olacak.
Önemli olan, iddiaların büyüklüğü kadar bu iddiaların hangi delillerle desteklendiğidir. Soruşturma devam ederken hiçbir şüpheli hakkında kesinleşmiş suçluluk hükmü varmış gibi değerlendirme yapılmaması ve masumiyet karinesinin korunması gerekiyor.





