Türk siyaseti, dün akşam saatlerinde İzmir’den gelen bir son dakika haberiyle kelimenin tam anlamıyla sarsıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, adeta bir manifesto niteliğindeki açıklamasıyla CHP istifa ettiğini duyurdu. aydinSes Medya Yayın Yönetmeni Gazeteci / Yazar Murat Aydın konuyu detaylı bir şekilde kaleme alıd. CHP'de neler oluyor...
Türk siyaseti, dün akşam saatlerinde İzmir’den gelen bir son dakika haberiyle kelimenin tam anlamıyla sarsıldı. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, adeta bir manifesto niteliğindeki açıklamasıyla Cumhuriyet Halk Partisi’nden (CHP) istifa ettiğini duyurdu. Görevine "bağımsız" olarak devam edeceğini açıklayan Tugay’ın istifa metninde kullandığı o iki kelime, aslında ana muhalefetin içine düştüğü acı durumu özetlemeye yetiyordu: "Mutlak Butlan".
Hukukta "başından itibaren geçersiz, hiçbir hukuki sonuç doğurmayan" anlamına gelen bu terim, bugün ne yazık ki CHP Genel Merkezi’nin yönetim anlayışını, vizyonunu ve aldığı kararları tanımlayan en net kavrama dönüşmüş durumda. Kendi kalelerini birer birer yıkan, tabanın sesini hoyratça kulak ardı eden ve parti içi güç savaşlarını memleket meselesinin önüne koyan bir merkez yönetiminin, bu ülkeye vaat edebileceği hiçbir umut kalmamıştır.
İzmir: çantada keklik görülen kalenin isyanı
Yıllardır her seçim döneminde "İzmir nasıl olsa ceketimizi assak kazanırız" mantığıyla, çantada keklik bir ambar gibi görüldü. Oysa İzmir, ideolojik bir körlüğün kölesi değil; Cumhuriyet değerlerinin, demokrasinin ve liyakatin kalesidir. Dün akşam bardağı taşıran son damla, İzmir İl Başkanı Çağatay Güç’ün de aralarında bulunduğu 5 il başkanının görevden alınması ve yerel iradenin hiçe sayılması oldu.
Cemil Tugay, bu hoyratlığa ortak olmayacağını, "Ülkemizin her türlü kurgu, vesayet ve manipülasyondan uzak bir CHP'ye ihtiyacı var. Ancak Mutlak Butlan CHP’si bu mücadelenin çatısı değildir" diyerek ilan etti. Büyükşehir belediye başkan vekili ve meclis üyelerinin de eşlik ettiği bu istifa dalgası, bir yerel yönetim krizinden çok daha fazlasıdır. Bu, CHP’nin en büyük kalesinde surların içeriden yıkılmasıdır.
Son anketler ne söylüyor? Gerçeklerle yüzleşme vakti
Genel merkez koridorlarında, fildişi kulelerde koltuk kavgası verenlerin halkın arasına karışmaya yüzü kalmadı. Nitekim önümüze gelen son anketler de bu siyasi intiharın faturasını net bir şekilde ortaya koyuyor. Kararsızlar dağıtılmadan önce CHP’nin eriyen oy oranları, ana muhalefet partisini liderlik konumundan hızla uzaklaştırıyor.
Halk; ekonomik krizle, enflasyonla, geçim derdiyle boğuşurken, muhalefetten bir kurtuluş reçetesi, güçlü bir alternatif bekliyor. Karşılığında ise ne buluyor? Kurultay hesapları, klik savaşları, ihraç dalgaları ve kendi belediye başkanlarını partiden koparacak kadar ileri giden bir idari baskı rejimi. Anketlerdeki sert düşüş, seçmenin "Size mecbur değiliz" deme biçimidir. Bugün olası bir erken ya da zamanında seçimde, bu dağınık, kendi içinde bölünmüş ve parçalanmış CHP görüntüsünün sandıkta nasıl bir hezimet yaşayacağını görmek için kahin olmaya gerek yok.
Parçalanan bir muhalefet, ülkeyi kime teslim ediyor?
CHP yönetimi, parti içi muhalifleri tasfiye etmekle meşgulken, ülkenin kaderini ve geleceğini kendi elleriyle iktidar blokuna altın tepside sunuyor. Bir partinin kendi içinde barışı, adaleti ve mutabakatı sağlayamaması, "Biz bu ülkeyi yönetmeye talibiz" iddiasını tamamen çürütür. Belediye başkanlarını, il başkanlarını, partinin emektarlarını tek kalemde silip atan bir yapı, yarın bu ülkenin kurumlarını nasıl ayağa kaldıracak?
Özgür Özel ve ekibinin, partiyi getirdiği bu nokta tam anlamıyla bir vizyonsuzluk girdabıdır. "Değişim" sloganıyla çıkılan yolun, eski statükonun daha sert ve rövanşist bir versiyonuna evrilmesi, Türk siyasi tarihinin en büyük hayal kırıklıklarından biridir.
Son Söz: Çare Biziz, Ama Bu Kadroyla Değil
Cemil Tugay, "Büyük bir üzüntüyle ve bir gün geri dönebilme umuduyla istifa ediyorum" dedi. Bu cümle, aslında milyonlarca kırgın CHP seçmeninin de ortak hissiyatıdır. İnsanlar partilerinden değil, partiyi işgal eden bu yönetim zihniyetinden uzaklaşıyor.
Eğer CHP acilen bu kör dövüşünü bırakmaz, tepeden inmeci kararlardan vazgeçmez ve acilen halkın gerçek gündemine dönmezse; olası bir seçimde sadece İzmir'i değil, Türkiye’nin geleceğini de kalıcı olarak kaybedecektir. Çünkü unutulmamalıdır ki; mutlak butlanla sakatlanmış kararlar, hiçbir zaman meşru ve kalıcı bir zafer doğurmaz. Yol yakınken bu akıl tutulmasından dönülmelidir; aksi takdirde tarih, bu parçalanmanın aktörlerini affetmeyecektir.